Bezdiri sözcüğü dil dağarcığımıza yeni girdi. Türkçede daha çok İngilizceden geçme “mobbing” (mobing) kullanılıyor.
Çalışan insanların iş yerinde uğradıkları fiziksel ve ruhsal baskı, taciz ve eziyete ‘bezdiri’ deniyor. Türkçe karşılık olarak “bezdiri” bulunmuş. Çok yerinde. Zira, bu olaylar insanı canından bezdiriyor.
Son yıllarda bu konuda araştırmalar yapılıyor, makaleler yazılıyor, yargı cezalar veriyor. Yargıdan cezalar çıkıyor. Bütün bunlar iyiye gittiğimizin işaretidir. Dernek bile kuruldu.
Geçen haftalarda bu konuda güzel bir yazı okudum. İki genç akademisyen yazmış (Ö. Sert, A. A. Wigley) ve üniversitelerdeki bezdiriyi anlatıyorlar (Radikal İki, 19. 08. 12). Bezdiriye maruz kalan akademisyen sayısı % 25 imiş. Bana göre daha yüksektir.
Üniversite yaşamını iyi bilen birisi olarak söyleyebilirim ki, en ağır bezdiri üniversitelerde yaşanır.
Bunun bir çok nedeni var. En önde geleni hoca kalitesidir. İkincisi yök sistemi. Bu sistemde her kademe kendi çapında bir otoritedir. Otorite kendi içinde şiddet içerir. Sistem boyun eğme üzerine kurulmuştur. Üniversitede insanı insan yapan demokratik ortam yoktur. Esasen tersi olması gerekir.
Öğretim üyeleri çoğunluk kalitesizdir. Okumazlar. Kültür yoktur. Böyle olunca insani gelişme olmuyor ve dolayısıyla, bu tür insanlar gücü bilgiden değil yetkiden alıyor.
Öte yandan sistemde iş güvencesi yoktur. Gençler mevsimlik tarım işçisi gibi çalışırlar. Her yıl işinden olma endişesi içinde olan insanda bir süre sonra kişilikten eser kalmıyor. Bunu bilen hoca ezdikçe eziyor, baskı yapıyor, her türlü işini yaptırıyor, ağlatıyor. Kullaştırma süreci başlar. Direnenler bezdiriyle karşılaşırlar. Böyle yetişenler unvan sahibi olduklarında hocalarının daha beter taklitçisi olurlar. Bu kısır döngü devam eder gider.
Üniversite dışında bu iş biraz hafif atlatılabilir. Zira, orada amirin her an değişme olasılığı vardır. Üniversitede ise ölüm-emeklilik dışında kurtuluş yoktur. “Ya bu deveyi güdeceksin ya da bu diyardan gideceksin” formülü yürür.
Düzelebilir mi? Çok zor. Önce, kişilere büyük yetki veren otoriter yök sistemi yok edilmelidir. Demokratik yönetim gerekiyor. Öğretim üyelerinde kalite önemlidir. Kalite, doğuştan ve aileden geldiği kadar kültürle de sağlanır. Şu anda sistem tam anlamıyla cehalet ve hamlık üzerine yürüyor. Sapık ruhlu otoriteler var. Bunlara göz yumuluyor. Bu hocalar tasfiye edilmelidir.
Cinsiyet, bölge, ırk, ideoloji ayrımcılığı yapanlar vardır. Erkeklerden az da olsa cinsel beklenti içinde olanlar bulunur. Bunların sayısı çok değildir. Asistanı ağlatmaktan, yağ çektirmekten zevk alan ilkel hocalar vardır.
Öğretim üyeleri meslek odaları kurulmalıdır. Üniversiteler için uzmanlaşmış idare mahkemeleri kurulmalıdır. En önemlisi demokratik ortam sağlanmalıdır. Tek yetkinin rektörde ve onun adına yetki paylaşan kullarda olan bir sistemde ot bile bitmez ve her türlü bezdiri olur.
Gidişat kötüdür. Gençlerin işi zor. Bu sorun basit değildir. Bezdirinin bir suç olarak yasalara girmesi iyi olmuştur. Üniversitede olması çok vahimdir. Öyle bir dizge ki, bezdiri uygulanan bir kişi, bir süre sonra alışıyor ve bezdirisinin farkına bile varmıyor. Ünlü Stokholm sendromu gibi, “Hocam köprü olsa üstünden geçmem” diyor. Olan ilkeli, kişilikli, onurlu, aykırı, düşündüğünü söyleyen tiplere oluyor.
Bezdirici hocalar ‘teşhir’ edilmelidir.
“Özgürlük bedelsiz olmaz” sözü akıldan çıkarılmamalıdır. Gelişmeler iyi yoldadır. Bunlara arka çıkmak gerekir. Kırk yılda akıl almaz bezdirilerle karşılaşmış biri olarak, savaşım veren gençleri kutluyorum.
Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz. Daha fazla bilgi için Çerez Politikası
X