STERİL BİR ZİHNİYET YOKSA, EL HİJYENİ NEYE YARAR?

                      Fiziksel temizliğe çok önem verir bazı insanlar, bazıları da umursamaz çünkü temizlik onlar için abartılı bir külfettir. Bir şey olmaz abi kültürünün çocuklarına mikrop bir şey yapmaz! Öyle der, öyle inanırlar.

                      Ben bugün hijyenden yada steril olmaktan bahsedeceğim ama başka bir yönüyle bahsedeceğim. Zihniyeti Mamak çöplüğüne dönüşmüş insanların ellerine hijyen eldiveni giyerek çöp(çıkar ve menfaat çöpü) karıştırmalarından söz edeceğim. Kastettiğim insanlar çöplükten rızkını kazanan insanlar da değil. Steril olmak rolünde, ellerine hijyen eldiveni giyen, ancak, zihniyetleri steril olmayan bir takım iki ayaklı yaratıklar toplumun arasına karışırlar. Bu zihniyeti kokuşmuş ve iltihaplanmış yaratıklar bir bakarsın, dindar rolünde bir bakarsın, milliyetçi rolünde bir bakarsın, liberal rolünde, bir bakarsın Kürtçü rolünde…vs vs. Makam kaparlar, Lider rolü oynarlar,bilim adamı kisvesine bürünürler. Konuşunca inandırır, bin bir dereden su getirirler ve kandırırlar. Halk bunlar için soyulması gerek soğan gibidir.Gözleri yaşarsa da bu soğanın gazından değil, bu onların mutluluk gözyaşlarındandır. Ellerinde hijyen eldiveni ancak zihniyetleri steril değil. Devlet, bu steril olmayan yaratıklar için vardır. Kendilerinden olmayanlar hücuma hazır bir hedeftir. Kendilerinden olan ise korunmayı hak etmiş mukaddes bir varlıktır. Bir insanın zihniyeti steril değilse, ellerindeki hijyen eldiveni, başkalarını mikroplardan korumak için değil, sadece kendisini mikroplardan korumak için kullandığı aksesuardır. Zihniyeti mikroplu olanın elleri hijyen olsa neye yarar. Allah iki ayaklı yaratıklara ses, ağız ve dil vermiş, steril olmayan zihniyeti ile konuşuyor, bizim gibilere de kulak vermiş, mecburen duyuyoruz. Duyunca dinlememek mümkün değil, dinleyince etkilenmemek mümkün değil. Sen etkilenmiyor olabilirsin, ama başkaları bir dinliyor, iki dinliyor sonunda belki kendisi de farkında değil bundan etkileniyor. Oda steril olmayan zihniyete hizmet etmeye başlıyor. Ya da çıkarları bunu gerektiriyor.

                 Geçen akşam bir TV programında bir gazeteci kılığındaki adam konuşuyor. Yalaka olduğu ne kadar da belli. Kime yalakalık yapılır sizce işte oraya. Daha önceden de tanırım bu steril olmayan zihniyetli adamı. DÜPEDÜZ YALAN SÖYLÜYOR. Programa katılanlarda yeni bir adam keşfetmişler gibi, hayretli bakışlarla dinliyorlar.

               Bu ülke, ne çektiyse steril olmayan zihniyetten çekti. Dürüstlük sanki marifetmiş gibi övgü aldı, samimiyet ya da vefa sanki meziyetmiş gibi baş tacı edildi. Ne acı değil mi? Demek ki sahtekârlıktan, iki yüzlülükten, vefasızlıktan o kadar çekmiş ki bu millet, dürüst, samimi ve vefalı olduğuna inandığı insanlara olağanüstü kıymetler verdi. Ama yine kandırıldı. Dürüstlük, samimiyet ve vefa sahtekârlığın sermayesi oldu. Halk kime, neden, nasıl inanacağını şaşırdı. Kimi cahiller dedi, kullandı, kimi hak ediyorlar dedi kullandı, kimi kendini halktan gösterdi kullandı kimi tüm kutsalları araç haline getirdi kullandı. Dün birbirini kutsayanlar, bugün düşman kesildi. Bu son 250 yıllık tarihimizde hep böyle oldu. Ben koyun çobanı iken bunları düşünmezdim. Koyunlarımı hangi yörebe götürsem de daha çok yayılsınlar da çok sütümüz olsun diye düşünürdüm.Okudukça başıma iş aldım.Öğrendikçe başıma gelmedik kalmadı.Çünkü  hayatım boyunca steril olmayan iki ayaklı yaratıklarla mücadele ettim.Sonunda kaybeden ben oldum,o mahluklar küçük krallıklarında hüküm sürüyorlar.11.11.2014/Tarık TURNA,

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz. Daha fazla bilgi için Çerez Politikası
X