MOBBİNGİN SOĞUK YÜZÜ

Sabah Derneğe gelirken mobbing mağdurlarının anlattıklarını ve kendi yaşadıklarımı düşündüm. Yazının başlığını da mağdurların yaşadığı sorunlardan seçtim. Mobbing mağduru olmadan önce işyerinde çevrenizdeki insanların samimi, içten, sevecen güler yüzünü görürsünüz, sözleri ruhunuzu okşar. Çevrenizde bulunan insanların tenlerinin hatta elbiselerinin bile size gülümsediğini sanırsınız. Onların saçmalıklarını, adiliklerini hoşgörü ile karşılar, olur böyle şeyler diyerek görmezden gelirisiniz. Siz kendinizi bir Mevlana hoş görüsünün abidesi, iyilikseverliğin erişilmezi sanırsınız. Siz mutlu, çevrenizdeki insanlarda mutludur. İşinizi, işyerinizi, kendinizi, iş arkadaşlarınızı çok seviyorsunuz. Geleceğe dönük planlarınız var, iş arkadaşlarınız ile birlikte yapacağınız işlere ilişkin planlarınız var, kariyer basamaklarında yükselmek istiyorsunuz. Fazla mesai, çok çalışmak, umurunuzda değil. Her başarınızı yükselmek için basamak olarak kullanmak istiyorsunuz, yöneticileriniziz, patronlarınızın takdir edeceğini, meslektaşlarınızın ve astlarınızı alkışlayacağını düşünüyorsunuz. Şık giyinir, düzgün konuşur, herkesi nazikçe saygı ile selamlarsınız. Çünkü o işyerinin kapıları, duvarları, masaları, sandalyeleri, çalışanları size gülümsüyordur. Sizde o nesnelere ve insancıklara gülümsüyorsunuzdur. İşyerinde bir işiniz yarım kalmasın, bir kişi mağdur olmasın, bir müşteri yüzünü asmasın, sitem etmesin diye, kendi zamanınızı kendinizden, ayırmak zorunda olduğunuz zamanları eşinizden, çocuklarınızdan, annenizden-babanızdan sevgilinizden çalarak işinize ve işyerinize harcarsınız. Her şey güllük gülistanlık. İşyerinde amirleri ile meslektaşları ile sorun yaşayan insanları duymazdan gelir, hatta kınarsınız. Fedakârlık yapmak, vefalı olmak, takdir etmek, saygı görmek herkesin hakkıdır der bunu savunursunuz. Düşene yardım edemesen bile vurmamak, dışlamamak, haksızdan yana değil haklıdan yanak olmak sizin savunduğunuz ilkeleridir. İşiniz var,aşınız var, ağrımayan bir başınız var, eşiniz-dostunuz var,sağlığınız var, çevreniz var, sizi çok seven sürekli arayan, davet eden, ikramlarda bulunan, her gittiği yerden hediyeler getiren, bayramlarda, yılbaşında sevgili gününde, doğum günlerinizde saat dakikliği ile arayan mesaj yazan iş arkadaşlarınız var. Giydiğiniz elbiseleri, kullandığınız aksesuarları, zekanızı, güzelliğinizi, yakışıklılığınızı, bilgi ve tecrübenizi, enerjinizi, başarılarınızı öve öve bitiremeyen iş arkadaşlarınız var.Hayatımda tanıdığım en dürüst,en açık sözlü,en gözü pek,en cömert,en yardım sever……….en ….en…en. diyerek sizi mutlu eden ve uçuran iş arkadaşlarınız var. Tam bir cennet. Uçuyorsunuz. İsyanınız var Alla niye günü 24 saat yaratmış ki, gün 48 saat olsaydı, cumartesi Pazar, tatiller ne kötü ve işe yaramaz günler. Çünkü; iş var, işyeri var, iş arkadaşları var her şey ihmal edilebilir, ama iş, işyeri, iş arkadaşları ihmal edilemez. Bir iş aksamasın, gecikmesin, hata olmasın, yöneticiniz memnuniyetsizlik yaşamasın, bir kişi ya da müşteri memnuniyetsizlik yaşamasın diye, zaman, mekân, uyku, mefhumu tanımaksızın koşmazsınız, adeta uçarsınız. Hadi gel pazartesi, hadi gel pazartesi diye cumartesi ve Pazar günlerine sitem edersiniz. Ne güzel değil mi?İş, meslek,para ,çevre,itibar,saygınlık,  yok yok mağazası gibi değil mi?Gel vatandaş gel,iyilik adına ne varsa burada gel,  başka yerde bu kadar ucuz vefa,bu kadar ucuz saygı, bu kadar ucuz itibar, bu kadar ucuz takdir yok der gibisiniz.AMA BİR GÜN TÜM BUNLARIN GERÇEK OLMADIĞINI,SİZİN SANAL HAYALLERİNİZ DAHİ ANLAYMAZSINIZ.  Bir zorba ya da zorbalar grubu, sizin kurduğunuz ancak hiç kimsenin görmediği sanal mutluluk kaynağınız olan muhteşem duygu saraylarınızı yıkmaya başlar. Önce neler oluyor, inanamıyorum diyerek ve afallayarak seyre dalarsınız, rüya ya da gerçek olup olmadığına karar veremediğiniz saldırıların, başladığını ve felakete sürüklendiğinizi görür, korkar ve dehşete kapılırsınız. Sele kapılmış bir selzede gibi, elinizi çevrede gördüğünüz her dala, her ağaca, her kayaya uzatırsınız, siz taşların, odunların, kayaların arasında bir oraya bir buraya sürüklenirken, kıyıdan kıyıya vurulurken, çamurlar, kumlar ağzınıza, burnunuza ve gözlerinize dolarken temaşaya çıkmış iki ayaklı ve dün sizi alkışlayan, takdir eden varlıkların tiksinti verici, donuk bakışlı, aşağılayıcı yüzlerini silik silik görmeye başlarınız.

Dün sizi alkış ve övgü tufanına tutan, sözleri gönlünüze ferahlık veren iki ayaklı varlıkların seslerinden, vücut dillerinden, gözlerinden ve elbiselerinden gelen soğukluk, kuzey kutbunda buzlarda çırıl çıplak yattığınızda bile hissedemeyeceğiz derecede ürperti vericidir. Alkışlar aşağılamaya, övgüler yergiye, takdirler sövgüye dönüşmüştür. Dünün vazgeçilmez işyeri vefalıları, sizinle göz teması kurmamak, aynı ortamda bulunmamak, hatta işyeri dışında bile görüşmemek için itinalı, temkinli politikalar geliştirerek şeytani yalanlarla bahaneler uydurmaya başlarlar. İşyerindeki vazgeçilmez sandığınız dostlarınızın seslerindeki soğukluk, bakışlarındaki donukluk zorbaların size uyguladığı psikolojik terörün verdiği acıdan bin kere daha fazla acı verir. İşiniz depresyona, işyeriniz işkence haneye, iş arkadaşlarınız  işyeri cellatlarınıza, pazartesileriniz kara pazartesine, sağlığınız…………………..torba yasasına dönüşür.

Not-1:Mobbing mağduru olabilirsiniz ancak mobbing mağduru olmamaya karar verin lütfen.Mobbing yapan zorbalar, sizleri de aramızda görebiliriz bir gün ne dersiniz.Yalan mı?

Not-2:Benimle görüşmek için günlerce  sıra bekleyip, bana zorbalık yapan şahsa güvenerek aleyhimde yıkıcı şayia yayan ……..lara. Ne oldu korktum mu? Hüseyin GÜN(Mobbingder Genel Başkanı)

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz. Daha fazla bilgi için Çerez Politikası
X