Genel Başkanımız Hüseyin GÜN’ün MEMUR-SEN DERGİSİNDE YAYINLANAN MAKALESİ.

KAMUDA SOSYAL POLİTİKA

Yıl/Year:5 Sayı/No:19 2011/4   ISSN:1306-8334

Her Yönüyle

“Şiddet”

MOBBİNG VE İNSAN HAKLARI

Hüseyin Gün

Mobbing ile Mücadele Derneği Başkanı

Çalışma hayatına atılan herkes işyerinde kişiler arasında çeşitli anlaşmazlıkları yaşamış ya da şahit olmuştur. İnsanlar arasında çeşitli nedenlerle iletişim sorunları meydana gelebilir. Bu olağan bir durumdur. Ancak, kişiler arasında başlayan anlaşmazlıklar ve çatışmalar sistematik hale dönüşünce bunu nasıl açıklamak gerekir? İlim insanları, insanların çalışma hayatını bitiren, ruhsal sorunlara yol açan, işyeri çatışmalarını ifade etmek için Endüstriyel hastalık, kapitalizm sendromu, sosyal ölüm, düzeyi yükseltilmiş nezaketsizlik gibi sözcükleri kullanarak “mobbing”i yani psikolojik tacizi ifade etmeye çalışmaktadırlar.

Dilimizde tam bir karşılığı olmayan ancak genel olarak “psikolojik taciz” sözcükleri ile ifade edilen işyerinde çalışanlar arasında meydana gelen ve belirli bir süre tekrarlanarak devam eden, şiddetli sosyal çatışmalar, İngilizcede ” Mobbing”,”bullying” veya psychological harrasement kelimeleri ile ifade edilmektedir. Latince “Mobile vulgus” sözcüğü İngilizce ye ” Mob” olarak geçmiş, sonra isimleşerek “ing” ekini almıştır. Kelimenin manasına bakıldığında” gangester, çete, topluca atağa geçme, güruh halinde saldırma, anlamlarında kullanıldığı görülmektedir. Psikolojik tacizi (Mobbing) ifade etmek için; bullying, stalking, psychoterror at workplace, emotional abuse, workplace syndrome, psychological abuse yada psycholgical harresment vb başka İngilizce kelimeler kullanılıyor olsa da psikolojik tacizi istenilen çerçevede en iyi ifade eden sözcük mobbingtir.

Aslında günümüzde psikolojik tacize yüklenen anlam, mobbing sözcüğünün orijinal anlamından oldukça farklıdır. İngilizcede “Mob fiili” kalabalık bir grubun birinin etrafında toplanarak hayranlığını söylemesi, topluca eğlenmek, onunla ilgilenmek veya kızgınlığını ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır. İkinci olarak da bir kuş sürüsünün veya küçük cüsseli hayvanların kendilerinden daha büyük cüsseli hayvanlara karşı onu uzaklaştırmak için topluca savaş başlatmaları, o hayvana karşı saldırmaları, güç kullanmaları manasında kullanılmaktadır. Mobbing sözcüğü ilk olarak 18. yy da İngiliz kuşbilimci DOUGLES tarafından kullanılmış, sonrasında çocuk ruh sağlığında ve daha sonrasında ise çalışma hayatına aktırılmıştır. Mobbing sözcüğünün bugünkü anlamı ile kuş bilimde kullanıldığı anlam karşılaştırıldığında zıt yönde kullanıldığı gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Çünkü hayvanlar kendilerini, yavrularını ve yumurtalarını korumak için başka bir hayvana karşı psikolojik taciz yaparlarken, günümüzde insanlar kendilerini korumak için değil, başkalarına zarar vermek için psikolojik taciz yapmaktadırlar. Hayvanların yaptığı mobbing masum, fakat insanların yaptığı mobbing masum değildir.

Mob fiilinin İngilizcede eşit anlamda kullanıldığı kelimelere bakacak olursak, gang; (çete, şebeke), ring; (etrafını çevirmek, kuşatmak), pack; (etrafında toplanmak), jam; (çatışmak) pile; (küme, yığın), throng; (büyük kalabalık insan seli), rabble; (kuru kalabalık güruh),rout; (yenmek, bozguna uğratmak hezimete uğratmak), family; (topluluk).

Mob sözcüğü Türkçeye çevrildiğinde ise; başına üşüşmek, toplaşmak, etrafını sarmak, çete halinde saldırmak, topluca saldırmak manalarını taşıdığı görülmektedir. Mobbing ile bir grubun yani en az iki hayvanın ya da insanın tek bir hayvana ya da bireye, onu oradan uzaklaştırmak için yaptıkları saldırılar ifade edilmek istenmektedir. Mobbing kelimesinin orijinal anlamı esas alındığında bireyden bireye yapılan psikolojik saldırılar mobbing tanımı içinde yer almayacak gibi durmaktadır.

Çünkü mobbing sözcüğü ile ifade edilmek istenen şey, koloni olarak yaşayan hayvanların kendi yavrularını veya yumurtalarını korumak için yaklaşan saldırgan hayvanı oradan uzaklaştırmak maksadıyla ilk başta tek başlarına sonra gelen hayvana gözdağı vermeleri, tehlikeyi bertaraf edemediklerinde ise topluca sesler çıkararak veya hayvana doğrudan saldırıya geçmeleri durumudur. Gruptan bireye yapılan saldırı mobbing sözcüğünün tam karşılığıdır.

Ancak mobbing sözcüğü günümüzde sadece gruptan bireye yapılan saldırıyı değil, bireyden bireye, hatta büyük gruplardan daha zayıf gruplara yapılan psikolojik saldırıları da ifade etmek üzere (anlam genişlemesine uğrayarak) kullanılmaktadır.

 

Mobbing sözcüğü ile ifade edilen çatışmalara bir sınır koyabilmek mümkün değildir. Bir işyerinde yaşanan bir çatışmanın mobbing olup olmadığının tespiti çok da kolay değildir. Bir kişinin işyerinde yaşadığı her ahlak dışı ya da kanun dışı davranış mobbing kapsamına girmeyebilir. İşyerinde mağdurun maruz kaldığı psikolojik taciz (mobbing), hem ahlak hem de kanun dışıdır. Mobbing tanımı yazardan yazara kültürden kültüre değişmektedir. Bu da sosyal olayların çerçevesini belirleyen değerlerin birbirinden farklı olmasından kaynaklanmaktadır. Hatta şunu söylemek mümkündür: mobbing aynı ülke içinde kurumdan kuruma, kuruluştan kuruluşa değişebilmektedir. Üniversite de mobbing sayılacak bir uygulama ya da davranış, bir başka devlet kurumunda mobbing kapsamına girmeyebilir.

Mobbingi kısaca tanımlarsak bir iş yerinde hedef seçilen bir çalışan yada daha zayıf bir gruba karşı yapılan insan onuru ile bağdaşmayan ve hedef seçilen kişinin maddi ve manevi zarar görmesini amaçlayan eylem, uygulama ve davranışlardır. Çatışmaların mobbing kapsamına girebilmesi için mağdur.

Mobbingde üç taraf vardır. Bunlar; psikolojik tacizi yapan zorba, maruz kalana mağdur ya da kurban, psikolojik tacize tanıklık edip sesini çıkarmayanlar ise seyirci olarak adlandırılmaktadır. Bu üçlüyü de kendi içinde alt başlıklarda isimlendirebiliriz. Zorba; aktif zorba, pasif zorba, mağdur;  gerçek mağdur, sahte mağdur, seyirci; taraflı, tarafsız. Bunlara kısaca değinirsek, aktif zorbalar doğrudan mağdura açıktan zorbalık yapanlardır ve bizzat kendileri olayın aktörüdürler. Pasif zorbalar ise kendileri zorbalığın doğrudan aktörü değillerdir. Çoğu kez maşa kullanırlar, olayın içinde yokmuş gibi dururlar ve sinsice yaptırırlar. Mağdurlar içinde gerçek mağdur, zorbalığa maruz kalan, sahte mağdur ise mobbing mağduru olmadığı halde bunu kullanarak çıkar elde etmeye çalışandır. Seyirciler grubunda yer alan, taraflı dediğimiz kişiler çok açıktan zorbanın yanında yer almazlar, rollerini gizleyerek mağdura karşı duruş sergilerler. Tarafsız gözükenler ise hem mağdurdan ve hem de zorbadan uzak durmaya çalışırlar. Burada gözden kaçırılmaması gereken husus, patronun ya da yöneticinin tarafsız olması demek, açıktan mağdura karşı taraf olması demektir.

Her haksızlığa uğrayan, kendisine mobbing yapıldığını iddia edebilir ya da öyle sanabilir. Ancak her çatışma, anlaşmazlık veya uyuşmazlık bir mobbing olmayabilir. Bir sorunun mobbing sayılabilmesi için belirli bir süreci kapsaması gerekir, tekrarlı olması, kanun dışı ve etik dışı olması, kınanılacak davranış ya da uygulama olması gerekir. Ayrıca mobbingi yapanların amacına, mağdurun bundan ne kadar etkilendiğine de bakmak gerekir. Mobbing yapanlar mağdurun maddi ve/veya manevi zararını amaçlamış olmalıdır.

Mobbingi kim ya da kimler yapar? Neden yaparlar, kimler mağdur olur, mobbing üçlüsünün belirli karakteristik özellikleri var mıdır? Soruların cevabını bir mobbing mağdurunun öyküsü ile anlatmak sanırım soyut sorulan daha somut hale getirecektir.

“Biliyor musunuz en çok zoruma giden şey benim çalışmamakla suçlanmamdır. Disiplin denince benim hayatımın tamamıdır. Hiç yalan söylemedim. Yalan söyleyen arkadaşım da olmadı. Ama yalan söylemekle suçlandım. İşin tuhafı, yalan söylediğim iddia edilen konuda benim bir bilgim de yoktu. İşimi düzgün yaptığım halde takdir görmediğim gibi herkesin ortasında müdüre hanım bana “işin yapılmasını istemiyorsan Leyla hanıma vereceksin” dedi. Dondum kaldım. Bu ne demek müdire hanım dedim ancak müdire hanım bu seferde bana “çok ötüyorsun “dedi. Olaylar böyle başladı. Benimle konuşan herkesi cezalandırmaya başladı. Artık hakarete uğramadığım gün kalmadı. Kadın bana takmış durumda, sadece ağlıyorum. Bu kadından nasıl kurtulacağım bilmiyorum.” Görüldüğü gibi mağdur en çok değer verdiği özelliklerine yapılan saldırılara karşı tepki göstermektedir.

Mobbing mağdurları genelde çalışkan, dürüst ve sadık insanlardır. Nazik ve naif yapılıdırlar. Başkaları ile kavga etmekten, ağız dalaşına girmekten genelde çekinirler.

Mobbing yapanlar ise genelde, kişilik bozukluğu olan insanlardır. Ahlaki değerleri zayıf olan kişiler, aşırı kıskanç insanlar, başka insanların mutluluğunu çalmaktan çekinmezler. Psikolojik taciz yapan zorba insanlar, kendilerini insan haklarını savunan, insan sevgisi ile dolu ve sosyal bir insan olarak gösterirler. Genelde korkak, ikiyüzlü ve çok inandırıcı yalan söyleyebilen insanlar psikolojik tacizin aktörüdürler.

Psikolojik tacizi genelde yöneticiler ya da patronlar astlarına yaparlar ancak bir grup halinde bir kişiye veya grup olarak daha zayıf gruplara, eşit konumda olanlar birbirlerine çok az olsa da astlar da üstlerine psikolojik taciz yapabilirler.

Şikâyet ve müracaat kanallarının kapalı olduğu, stresli çalışma ortamının var olduğu ve yoğun rekabetli kurum ve kuruluşlarda psikolojik taciz daha çok oranda meydana gelmektedir. Kurumsallaşmanın olmadığı kurumlarda psikolojik taciz rutin hale gelebilmektedir. Görev ve yetkilerin açık bir şekilde belirlenmediği ve ilişkilerin belirsiz olduğu kurum ve kuruluşlarda psikolojik taciz kaçınılmazdır.

Psikolojik taciz nasıl yapılmaktadır? Ne yapılırsa psikolojik taciz olur? Bu soruların en kısa cevabı olarak şunu söyleyebiliriz. Psikolojik tacizde sınır yoktur. Mağduru rahatsız eden her türlü sözlü, yazılı eylemler, yönetimsel uygulama ve davranışlar psikolojik taciz kapsamına girmektedir. Aşağılama, küçük düşürme, hakaret, iftira, haksız yere suçlama, akıl okuyuculuk yapma, hakkında şayia çıkarma, yakıştırmalarda bulunma, dışlama, iş vermeme, az zaman çok iş verme, başarısını takdir etmeme, sürekli disiplin cezaları verme, ücretini düşürme, sürekli geçici görevlendirme, eşit davranmama, taklit etme, azarlama, dik dik bakma, yasa dışı işlem yapmaya zorlama, tehdit, şantaj, alay etme ayrımcılık yapma gibi insanın aklına gelebilecek her çeşit taktikle yapılabilmektedir. Tabi ki bunların sık sık,belirli bir süre ve tekrarlanarak yapılması gerekir. Tek bir saldırı mobbing kapsamına girmez.

Bir mobbing mağdurunun öyküsünü kendi ifadeleri ile paylaşmak isterim. “Her şey ben kendi haklarımı talep edince başladı. Daha sonra açılan görevde yükselme sınavında şube müdürlüğüne başvurunca psikolojik taciz daha da arttı. En son olarak beni iş yerinden uzaklaştırmak, psikolojimi ve aile düzenimi bozmak için beni sürekli (60 günde 45 gün) il dışı görevlere göndermeye başladılar. Bu görevler inşaat mühendisliği ile uzaktan yakından alakası olmayan işlerdi. Bunu kuruma da yazı ile bildirdim. Eşim de hamileydi ve tehlikeli bir doğum süreci yaşıyordu. Eşim doğum yaptıktan sonra da beni sürekli il dışı göreve göndermek istediler. Çocuğumun ve eşimin hayati tehlikede olduklarını bildikleri halde sadece kendi egolarını tatmin etmek, yıldırmak ve bezdirmek için kurumdan bir an önce ayrılmam için zorladılar. En son görevlendirmeye itiraz ettim. Bana zorla imzalatıp göndermek istediler. Ben imzalamayınca imzalamayı reddetmiştir deyip o şekilde bölge müdürüne imzaya çıktı. Bölge müdürüyle görüştüğümde seni üç ay daha idare edelim ama bize kurumdan gideceğine dair söz ver. Ben ise
ev aldığımı eşimin de ….da hemşire olduğunu dikkate alırsanız şu anda benin kurumdan ayrılmam benim için imkansızdır dedim. Bölge müdürü bana “o zaman verilen göreve itiraz etmeden gideceksin” dedi. Bundan sonra hakkımda soruşturmalar açılmaya başladı. Beni birkaç kişiye takip ettirerek her davranışımı tutanak altına alıyorlar ve soruşturma açıyorlar. Yoruldum artık. Savunmalara cevap vermek için sabahlara kadar çalışıyorum, asıl işim soruşturmalara cevap vermek olmaya başladı.”

Mobbing sürecinde mağdurda, öfke nöbetleri, kendine güvensizlik, korku, başkalarına güvensizlik, panik atak, hata yapma korkusu, işe karşı aşırı isteksizlik, uyku sorunları, şiddet gösterme duygusu, sürekli kederli ve hüzünlü bir yüz, bezginlik, kendini çevreden yalıtma, bazı mağdurlarda sürekli konuşma isteği, bazılarında hiç konuşmama isteği, aşırı alınganlık, aşırı içki tüketimi, yoğun sigara tüketimi, cinsel istekte azalma vb davranışlar gözlemlenir.

Mobbing mağdurlarının birçoğunda, tükenmişlik sendromu görülür. Mağdurlarda kendini değersiz hissetme, kendini suçlama, kendinden kuşkuya düşme, işe karşı isteksizlik, sarı zarf sendromu(kendisine bir zarf ya da yazı geldiğinde panikleme, korkma ve zarfa dokunamama ve yazıyı okuyamama), pazartesileri işe gitmek istememe. Mağdurların birçoğu intihar edeceğini söyler. Korku ile ümitsizlik arasında bunalıma düşen mağdurlar intihara yönelebilir. Kendisine mobbing yapıldığı için intihar etmiş birçok insan vardır. Bu konuda kendisine psikolojik taciz yapmakla suçladığı kişiyi öldürenler de mevcuttur. Mobbing kalıcı hastalıkların birçoğunun nedenidir? Mobbing mağduru yoğun stres altında “depresyona” girebilir ve en son aşamada “travma sonrası stres bozukluğu” aşamasına kadar gidebilir. Gazetelerin üçüncü sayfasında şu şekilde başlıklar görülür” işten atıldı işyerini kundakladı” “polis amirini vurdu” “Memur müdürünü vurdu” “Öğrencisine cinsel taciz yapmakla suçlanan öğretmen intihar etti” vb bütün bunların arkasın da mobbing sürecini aramak gerekir.

Mobbing mağdurlarının birçoğu, psikolojik taciz sürecinde ailevi sorunlar da yaşar. Psikolojik taciz mağduru eşler arasında çeşitli sorunlar yaşandığını biliyoruz. Psikolojik tacize maruz kalan kişi evde sürekli kendisine yapılan haksızlıkları, yapılan aşağılama ve karalamaları bir türlü hazmedemez ve bunu sürekli konuşmaya başlar. Diğer eş soruna çözüm bulamadığında mağdur eş, eşini, kendisinin sorunu ile yeterince ilgilenmemekle ya da hafife almakla suçlar. Bu yüzden kavgalar ve hatta boşanmaya varan sosyal olaylara neden olabilir. Bazı mağdurlar ise içine kapanır ve eşi ile ilgilenmez. Bu da kavgalara ve boşanmaya götürebilir. Bir ailede psikolojik taciz mağduru varsa, ailenin tümünü birinci dereceden olumsuz yönde etkiler.

 

Mobbing mağdurları her zaman kendi sorunlarının konuşulmasını isterler. Mağdurlar konuşurken genelde ağlamaklı, öfkeli ve gergin bir yüz ifadesine sahiptirler. İşyerinde psikolojik saldırıya maruz kalmış olan mağdur, her davranışı ile yaşadığı mağduriyeti anlatır. Kadın mağdurlar, yaşadıklarını anlatırken genelde taklit ederek anlatırlar, erkek mağdurlar ise küfrederek ya da hakaret içeren sözlerle anlatırlar

Mobbing aslında bir insan hakları ihlalidir. İnsanlar yaşamak için çalışmak zorundadırlar. İşyerinde çalışma hakkı elinden alınan kişinin yaşama hakkı da elinden alınmış demektir. Bu, okurlara abartılı gelmiş olabilir. İşyerinde psikolojik tacize maruz kalan kişilerin çoğunda çalışma isteği bitmektedir. İşi ya da mesleği üzerinden eleştirilen, engellenen, hakarete uğrayan mağdurların mesleki bütünlüğü de parçalanmış olur. İşte sorun da bu noktada başlamaktadır. Mobbing mağdurunda, mesleki bütünlük zarar gördüğünden hiçbir işte çalışmak istemez veya verimliliği çok büyük oranda düşer. Dolayısıyla mağdurun yaşam kalitesi de düşer. Mobbing birçok farklı taktikle yapılmaktadır. Bu nedenle bireye özgü, onun yaşamının ayrılmaz parçalarına yönelik saldırıların tamamı insan hakları ihlali kapsamındadır. Bu haklar, çalışma hakkı, özgürce işini seçme hakkı, saygı görme hakkı, özel hayatını koruma hakkı, eşit işlem görme hakkı, kanun önünde hak arayabilme hakkı, dinlenme hakkı, kendini savunma hakkı, vb.

Mobbing, mağdurların verimliliğini yok ettiği gibi kurumsal verimliliğe de zarar verir. Çünkü bir çalışana yapılan mobbingi gören diğer çalışanlar, bir gün sıranın kendilerine de gelebileceğini düşünmeye başlar. Hatta vicdanen, başkasına yapılan psikolojik tacize (mobbing) tanıklık eden seyircilerin de olumsuz yönde etkilendikleri ve işyerine bağlılık veya işe karşı aidiyet duygularının azaldığı da gözlemlenmiştir. Nihayetinde mağdurlar ister işyerinden ayrılmış olsun, isterse ayrılmamış olsun kurum ve kuruluşuna çok büyük zarar verir. İşyerinden ayrılan mağdur, ayrıldığı kuruluşundan müşterileri de beraberinde götürebilir ya da ayrıldığı kurum ya da kuruluşunu karalayabilir. Böyle olmasa bile yetişmiş, yetkin hale gelmiş her tecrübeli personelin devre dışı bırakılması potansiyel bir kayıptır.

Mobbing bir suç mudur? Önlenebilir mi? Mobbingi durdurmak için ne gibi önleyici tedbirler alınabilir? Mobbing bir suçtur. Hem de çok ağır bir suçtur. İnsana, bedenen ve/veya duygusal anlamda işkence ve eziyet edilmesi ulusal ve uluslararası hukukta suç olarak kabul edilmiştir. Mobbing ise insana duygusal anlamda işkence ve eziyettir. Mobbing, insanı intihar ettirecek ya da suç işlemeye teşvik ettirecek kadar ağır sonuçları olan bir suçtur.

Suçlar önlenir. Önlenemeyen suç olmaz. O halde mobbing mağdurlarına mesajımız açık.

Korkmayın, misilleme yaparlar diye korkmayın, cesaretinizi kırmayın. Baş edilebilecek bir suçtur. Sizi üzenler sizden daha fazla üzülecekler. Mobbing hukuk açısından bir suçtur. Temmuz 2012 de yürürlüğe girecek Borçlar kanununda psikolojik taciz (mobbing), suç olarak kabul edilmiştir ancak, hukukumuzda adı mobbing olarak geçmese de mobbing taktikleri ile işlenebilen birçok fiil, suç olarak kabul edilmiş ve cezai müeyyide getirilmiştir. Bu konuda Türk Ceza Kanununun birçok maddesi uygulanabilecektir. Suçun niteliğine ve işleniş şekline göre kanun maddelerinin uygulanması söz konusudur. Örneğin ;TCK’nm 94,96,121,125,257 ve 267.maddeleri kapsamında psikolojik taciz suçu işlendiğinde cezai müeyyide uygulanabilecektir.

Mobbing fiillerine disiplin hukuku açısından bakıldığında da duraksamaya yer olmayacak şekilde açık bir suç olduğu görülmektedir. Bu kapsamda mobbing, 657 sayılı DMK’nun 125.maddesinde suç olarak düzenlenmiştir. Söz konusu kanunun disiplin cezalarını düzenleyen 125/B bendinde “kınama” disiplin cezasını gerektiren filler arasında “c) Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak, g) İş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak, h) İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak,  ı) Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak, 1) Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak. Hususları sayılmıştır. Psikolojik taciz kapsamına giren taktiklere bu maddeler uygulanabilecektir. Aynı kanunun 125/C bendi uyarınca “Aylıktan kesme “suçuna ise “e) Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek” ve “ı) Hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak” maddeleri uygulanacaktır. Yine 657 DMK’nun 125/D bendi uyarınca “Kademe ilerlemesinin durdurulmasını” gerektiren fiile ise aynı maddede düzenlenen “Amirlerine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak,” ve “ı) Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayırımı yapmak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak,” fıkraları uygulanmaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu bakımından mobbing irdelendiğinde işçi eğer işyerinde mobbing ve benzeri davranışlara maruz kalırsa iş akdini tek taraflı fesh etme hakkına sahiptir. Anayasamızda herkesin kanun önünde eşit olduğu, çalışmanın vatandaşların hakkı ve ödevi olduğu, çalışanların dinlenmesinin bir hak olduğu, insanlara işkence ve eziyet yapılamayacağı hususları düzenlenmiştir. Yine anayasanın 90. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti’nin imzaladığı uluslararası anlaşmaların da bir iç hukuk olduğu hususu düzenlenmiştir. Bu meyanda AB sosyal şartının onurlu çalışma hakkını düzenleyen 26.maddesi hem cinsel tacizi hem de psikolojik tacizi suç olarak kabul etmiştir. Söz konusu kanun maddesinin 2.fıkrasında mobbing çok geniş kapsamlı olarak tanımlanmıştır. Buna göre söz konusu uluslararası anlaşmanın “Onurlu çalışma hakkını düzenleyen 26’ncı maddesinde aynen” Âkit Taraflar, tüm çalışanların onurlu çalışma haklarının etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak amacıyla işverenlerin ve çalışanların örgütlerine danışarak;

1- Çalışanların işyerinde ya da işle bağlantılı cinsel taciz konusunda bilinçlenmesi, bilgilenmesi ve bunun engellenmesini desteklemeyi ve çalışanları bu tür davranışlardan korumaya yönelik tüm uygun önlemleri almayı;

2- Çalışanların birey olarak işyerinde ya da işle bağlantılı olarak maruz kaldıkları kınanılacak ya da açıkça olumsuz ya da suç oluşturan, yinelenen eylemler konusunda bilinçlenmesi, bilgilenmesi ve bunların engellenmesini desteklemeyi ve çalışanları bu tür davranışlardan korumaya yönelik tüm uygun önlemleri almayı; Taahhüt ederler.” denilerek mobbing, ayıplanacak eylem olarak kabul edilmiştir. Mobbing konusunda medeni kanunun kişilik haklarını düzenleyen 24-25.maddeleri kapsamında da tazminat davaları açılmakta ve kazanılmaktadır.

 

İşyerlerinde cinsel tacizden 4 kat daha fazla meydana gelen psikolojik tacizin sonuçları, mağdur bakımından bir felakete dönüşebilmektedir. Mağdurda kişilik kayması, uyuşturucu bağımlılığı, madde bağımlılığı, vb olumsuzluklara yol açan böylesine önemli bir konu tek başına cezai yaptırımlarla önlenebilir mi? Cevabımız elbette hayır olacaktır.

Ülkemizde sektörden sektöre değişmekle birlikte, toplam çalışanların çalışma hayatları boyunca en az bir kere mobbing maruz kalma oranı %40 civarındadır. Bu rakam, örneğin, İngiltere’de ilk yapılan ölçümlerde %53 çıkmıştır. Diğer ülkelerde de mobbing ile mücadele başlamadan önce yapılan ölçümlerde oranlar daha az değildir.

 

Ülkemizde henüz mobbing ile mücadele konusunda ciddi anlamda çalışma başlatılmış değildir. Mobbing ile mücadele derneği kurulduğu günden itibaren bu konuda çok yoğun çaba harcamaktadır. Mobbing ile mücadele konusunda farkındalık eğitimi vererek, konuyu basının gündemine taşıyarak, panel, sempozyum vb. etkinlikler düzenleyerek mücadele etmektedir. Ülkemizde psikolojik taciz(mobbing) en çok üniformalı mesleklerde meydana gelmekte, bunu, üniversitelerde akademisyenler ve memurlar, öğretmenler izlemektedir.

Mobbing İle Mücadele Derneği,27 Ocak 2011 tarihinde TBMM insan hakları inceleme komisyonunun alt komisyonu olarak kurulan mobbing komisyonuna, mobbing konusunda basına kapalı bölümde bir sunum yapmış ve rapor vermiştir. Aynı gün TBMM kadın erkek fırsat eşitliği komisyonunun alt komisyonu olarak kurulan mobbing komisyonuna basına açık bölümde bir basın açıklaması yapmış, aynı komisyonun basına kapalı bölümünde ise derneğimiz üyesi Yard. Doç.Dr.Sefa BULUT tarafından bir sunum yapılmıştır. Derneğimizin verdiği psikolojik taciz (mobbing) raporu, kamuoyunda ses getirmiş, rapor içeriğinde şekillendirdiğimiz Başbakanlık Genelgesi, 19 Mart 2011 tarihli resmi gazetede yayımlanmıştır. Derneğimizin de katkısıyla oluşan, TBMM kadın erkek fırsat eşitliği mobbing raporu, Nisan 2011 tarihinde yayımlanmıştır. Bu çalışmalar ilk adım olması adına ses getirmiştir ancak yeterli değildir. Ülkemize çok büyük ekonomik ve sosyal külfetler getiren mobbingin önlenmesi için başta sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, yasal düzenleme yapılması için işbirliği yapmalıdır.

Özellikle yöneticiler başta olmak üzere, nihayetinde diğer çalışanlara mobbing farkındalık eğitimi verilmeli, bu konuda yapılan şikayetlere duyarsız kalınmamalıdır. Basın bu konuda, konunun içini boşaltmadan ciddiyetle ele almalıdır. Mobbing beşeri ve sosyal sermayeye verdiği zarar boyutuyla değerlendirildiğinde Devletin bir an bile duraksamadan harekete geçmesinin ne kadar elzem olduğu görülecektir.

Son yıllarda mobbing ile ilgili olarak açılan davalar, mağdur lehine sonuçlanmaktadır. Mobbing mağduru, kendisine yapılan psikolojik tacizleri sıralayarak bir dilekçe ile işyerine başvurarak durdurulmasını istemelidir. Psikolojik taciz durmadığı takdirde işlem başlatmalıdır. Öncelikle, yapılan psikolojik tacizleri delil oluşturacak şekilde kaydetmeli, fotoğraflamalı, tanık bulmaya çalışmalıdır. Zorbanın gizlice yaptığı sözlü tacizleri açığa çıkarmak amacıyla, başkalarının da duyacağı ya da tanıklık edeceği şekilde yüksek sesle itiraz etmelidir. Kendisine yapılanları paylaşmalı, kişiyi şikâyet etmeli, sendikasına başvurmalı, gerekirse ceza ve tazminat davası açmalıdır. Mağdurlar derneğimize ulaştıklarında bizlerde her zaman yardıma hazırız.

Mağdurlar derneğimizin www.mobbing.org.tr ve www.mobbing.com.tr adresini tıklayarak her zaman bilgiye ulaşabilirler ve sorunlarını paylaşabilirler.

Kamu ve özel sektör kuruluşları çalışanlarına; mobbing farkındalık eğitimi vermeli, iç genelge ile mobbing konusunda duyarlı olunacağı, çalışma arkadaşlarına psikolojik taciz yapanların işine son verileceği ya da disiplin cezası uygulanacağı belirtilmelidir. Çalışma hayatına atılan her çalışana, işyerinde diğer çalışanlara psikolojik taciz yapmayacağına dair yemin belgesi imzalatılarak dosyasına konulmalıdır. Halkımız mobbingi ne güzel tanımlamıştır. “Zorbalar, akıllı insanları delirtir, dama çıkarırlar sonra hep beraber deli var diye bağırırlar.” İşte mobbing böyle bir şeydir.

KAYNAKÇA

1.Gün.”çalışma    ortamında psikolojik taciz”LazeryayınlarıAnkara2009

2.Adams,    A. Bullying at Work: How to Confrontand Overcomelt, London, 1992.

3.Leymann,          H., “Mobbing and psychological terror at workplaces”, Violenceand

Victims, 1990.

4.Dr.Davenport”Mobbing, Emotional Abuse in the AmericanWorkplace”2003 sistem yayıncılık-İstanbul

5.Dr.Erdoğan       “İnsan haklan Teorisi ve hukuku”2011 orion  kitabevi İstanbul

ö.Gençtan” psikodinamik psikiyatri ve normal dışı davranışlar” Metis yayınları 2003 istanbul

7.Daves”    işletmede insan davranışı”1977 İstanbul Üniversitesi yayını (çeviri)

8.Jale Minibaş-Poussard-Meltem İdiğ-Çamuroğlu” psikolojik taciz-işyerindeki

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz. Daha fazla bilgi için Çerez Politikası
X