Anasayfa / Köşe yazıları / MOBBİNG ANALİZ EĞİTİMİ BAŞARILI GEÇTİ

MOBBİNG ANALİZ EĞİTİMİ BAŞARILI GEÇTİ


Mahmut ÖZKOCA
Eğitimci-Yazar

 

Derneğimizin 27-28 Nisan 2013 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirdiği Mobbing Analiz Uzmanı Semineri beklenilenin üzerinde ilgi gördü. Derneğin il temsilci ve yardımcıları ile üyelerin de katıldığı seminerde dernek başkanımız Hüseyin Bey’in performansı doğrusu beni çok şaşırttı. Saatlerce mobbing mağdurlarının ve zorbalarının profilini ortaya koyarak katılımcıları bilgilendirdi. Hüseyin Bey, yıllardır mağdurlara yardımcı oluyor, aslında yardımcı oluyor yerine şunu demek daha doğru olur. Mağdurların yerine kendisini koyarak mağdurun yanında dayanışma içerisinde oluyor. Bu da mağdura büyük bir moral veriyor.

Mobbingin en çok görüldüğü kurumların başında üniversiteler geliyor. Doğal olarak da akademik personelin de çoğunlukla mağdur da olduğu araştırmalarla ortaya çıkmış durumda. Üniversitelerde, yönetici ya da unvanlıların; bilhassa henüz yolun başında olan öğretim görevlilerine baskı, dışlama, küçük görme, hakaret, ötekileştirme, kendisine yakın olanları kışkırtma, makamını ve görevini kötüye kullanarak işten çıkartma, istifaya zorlama, malzemeleri tedarik etmeyerek iş yapamaz duruma getirme, öğretim görevlisi olmadan önce eğer Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda –ücret karşılığı öğretmenlik- yapmışsa horlama, Halk Eğitim gibi kurumlarda usta öğreticilik yapmışsa alay etme ve buna benzer davranışlar görülüyor. Bu şekilde mobbing yapanlara bizler “Zorba” diyoruz.

Türkiye’de o kadar çok örneği var ki şu anda Hüseyin Bey’in kendisine ulaşanların rakam 43 bin mağdur. Elbette bu rakam dağın görünen kısmı. Çünkü ehil olmayanlara verilen makamlar ast- üst ilişkisini olumsuz yönde etkiliyor. Amir konumundakiler astlarından başarılı olmadıklarından, vasıfları zayıf kaldığından torpille makam sahibi olduklarından ya da rektörlük seçimlerinde oy kaygısı, tekrar seçilme isteği yöneticilik tecrübesi ve kapasitesi olmayanları makama oturtuyor. Böylece “zorba” doğuyor, mağdurlar oluşuyor.

Örneğin bir meslek yüksek okuluna müdür olarak atanan x kişi tek başına bir yönetici konumunda hiç olmamış, bu x kişi hiç anlamadığı alanlarla ilgili kendisine verilen öğrencilerin derslerini işlemede önemli olan malzeme listesini aylardır tedarik etmiyor. Etmediği gibi kendisine yakın olan (yandaş olan) öğretim görevlilerinin tüm istekleri anında yerine getiriliyor. Böylece yılsonunda mobbing yaptığı öğretim görevlileri başarısız lanse edilecek, yandaşları ise “başarılı” olacaktır. Yıllardır söyleşilerimde, davet edildiğim toplantılarda, konferanslarımda, ilgili olsun olmasın daima “SAYGI” konusunu gündeme getiririm. İletişimin temel taşı saygıdır. Bir makama müdür olarak atanan kişi her şeyi bilmek zorunda değildir. Ancak astlarına-yaptıkları işe saygı duyup onları olumlu teşvik edebilir. Yöneticilik, astlarına tahakküm kurmak, onlara göz açtırmamak değildir. Veya kendisine saygı duydurmak için despot olmak gerekmez. Kişi kendisine saygı duyulmasını istiyor ise bunun tek yolu kendisi de çevresindekilere saygı duyacak, bunun ikinci bir yolu yoktur. Yöneticilik, öncelikle kesin olarak ön yargısız olmak ve hatta ön yargıya dahi ön yargılı olmamaktır. Bu ahlaklı olmakla ilintilidir. Aynı x kişi bastırılmış duygulara sahiptir. İlk gençlik yıllarında, üniversitede kız erkek arkadaşlığı yaşamamış, toplum içinde kendisini ifade etmekte geri kalmış, kendisine dayatılan haram-günah-ayıp- ve bunun gibi baskılardan ötürü kişiliği gelişme düzeyine ulaşamamış, kendi kendini sorgulama ve en önemlisi de insan onurunun ne olduğunu henüz tatmamış (nasıl tatsın makam sahibi olmadan kendisine saygı duyulmayacağını sanıyor) olduğundan y kişisinin iltifatları ile adeta kanatlanıp uçmuştur. Böylece y kişisinin her söylediği Tanrı emridir. Y kişisinin kendi çıkarı için doldurduğu x kişi farkında olmadan işini iyi yapan diğer personele mobbing uygulamaya başlar. X kişi yaptığının doğru olduğuna inanır-inandırılır. Sorgulama yetisi gelişmediğinden mobbing uyguladığı insanlarla iletişimden kaçar, konuşmalarına izin vermez, dinlemez. Çünkü y kişi biraz kırıtarak, biraz tatlı sözlerle, hediyelerle amacına ulaşmıştır. Y kişi gerçek mobbing uygulayıcısıdır aslında, ancak makam sahibi birini kullanması işini kolaylaştırmıştır. X kişi olup biteni anlayamaz çünkü kapalı devre yayın yapan bir televizyondan sürekli kendisine övgü gelmekte, yaptığının doğru olduğu telkin edilmektedir. İşte böyle durumda olan mağdurlarımızın zorbalarına karşı çaresizlikleri gün yüzüne çıkar. Zorbalarınız erkek ise izlenecek yol ile bayan ise izlenecek yol aynı olmadığı gibi, zorbanız hemcinsiniz ise izleyeceğiniz yol farklıdır. Mobbin Derneği olarak bizler bu yollardan hangisini izleyeceğiniz konusunda sizlere yardımcı ve yanınızda olacağız. Siz ekmeğini alın teri ile kazanan rızkınızı Allah’ın verdiğine inanan çalışan kardeşlerimiz Hakkaniyet ile idare edilmediğinizi, işyerinde ayrım yapıldığını gözlemliyor, demoralize oluyor,  eşiniz çocuğunuzu da mutsuzluğunuza ortak ediyor ve zorbanıza karşı çaresiz iseniz, profesyonel yardım almak için derneğimize ulaşın. Mobbing analiz uzmanlarımız sizlerin yanında olacaktır.

2 gün boyunca süren seminerde Mobbin İle Mücadele Derneği Başkanı kıymetli insan Hüseyin Gün yaklaşık 6 saat boyunca mağdurların ve zorbaların kişilik özellikleri üzerinde dururken; mağdurların çalışkan, üretken, dik duran, boyun eğmeyen, işini en iyi şekilde yapan, haksızlığa karşı duran gibi özellikleri olduğunu; zorbanın ise, makamın gücü ile baskı oluşturan, ezik, kişiliği oturmamış, insan hak ve özgürlüklerini algılamaktan yoksun, özgür düşünme özürlü, kayırmacılıkla hayatını kazandığı için kayırmacılık yapmaya meyilli, üstlerine karşı aciz, astlarına karşı saygısız gibi özellikleri olduğu yönündeki izlenimlerini bizlerle paylaştı.

Gerçekte herkes bunları görüyor, kendisine ya da mesai arkadaşlarına bu tür ruhsal tacizlerin olduğunun farkında ama ne var ki kendi ekmeğinden olacak endişesiyle susmayı veya görmezden gelmeyi yeğliyor. Oysa susmak da mobbinge ortak olmak değil midir? Gerek kamu gerek özel işyerlerinde yaşanan bu sorunların ana kaynaklarından benim en önemli gördüğüm ahlaktır. Çocukluğundan itibaren paylaşmayı öğrenmiş –öğretilmiş olsa insanlar, önce ahlak deseydi ebeveynler elbette işyerlerinde haset, üstünlük kurma çabaları da olmazdı.  İşin üzücü tarafı mobbing uygulayan zorbaların profillerine baktığımızda iş çevresinde “çok sevilen” olarak görülürler, çünkü yaptıklarını kamufle etmeleri gerekmektedir. O zorbaların yaptıkları ortaya çıktıkça üstlerine daha fazla yağcılık yapıp daha fazla “seçim de yaklaşıyor” mesajı verirler. Ne olursa olsun bir insanda makam mevki hastalığı var ise o insanın başkalarına zarar vermemesi mümkün değildir. Ve yine acı gerçek o insan tüm yaptıklarını kendine hak bilir. Karşı duranları ise çekememezlikle itham eder.

Mobbing mağdurlarının gönüllü avukatlarından olan Sevgi GÜVEN ise, mağdurların kendini nasıl koruyacaklarını ve zorbalara karşı nasıl yol izleyecekleri konusunda uzunca ve etkili bilgiler verdi.

Devlet Personel Atama uzmanı Hüseyin Boğa’da başta 657 olmak üzere personel kanunları üzerine konuştu. Kamuda çalışanların haklarını korumaları yönünde kanun, yönetmelik ve genelgeler hakkında açıklamalar yaptı.

Ankara Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Profesörlerinden Yıldırım B. Doğan ise, işyerlerinde ruhsal tacize –mobbinge- uğrayanların psikiyatr yönünden neler yapması ve hangi doktorlardan profesyonel yardım alması gerektiği üzerine konuşurken, mobbinge uğrayan kadınların hamileyse çocuk düşürdüğü, aile yaşamının sonlandığı, boşanma oranının yüksek olduğu, cinsel yaşamlarının sekteye uğradığını; erkeklerde ise, üstlerine şiddet düşündüğü-yaptığı, cinayetle sonuçlanan olayların olduğunu ve bunların mağdurlar tarafından yapılabildiği bu nedenle mağdurların sabırlı ve bilinçli olmaları gerektiği şeklinde örnekler verdi.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Psikologlarından Doç.Dr. Sefa Bulut da mağdurların psikolog yardımı almasının, zorbasına karşı açacağı hukuk sürecinde çok önemli olduğunu, mahkemede zorbayı mahkûm ettirmede yararlı olacağını bu nedenle mobbinge maruz kalan çalışanın mutlaka bilinçli olup hukuk sürecine göre elini güçlendirmesi gerektiğini belirterek örnekler verdi.

Mobbing ile mücadele derneği üyesi Avukat Sinan GÜN, Mobbing konusunda Anayasa Mahkemesine ve  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yollarına değindi.

Avukat Su DEMİRKAN,mobbing konusunda idare mahkemelerine başvuru yollarına değindi.

İki gün süren seminerde mobbing konusunda neler yapılacağı enine boyuna konuşuldu. Çok verimli geçen seminerde ayrıca mobbing konusunda Başbakanlık genelgesinin de kamu kurum ve kuruluşlara hatırlatılması istendi. Sizler de ayrıntılı bilgiler almak istiyorsanız, derneğin web sitesini ziyaret edin. (www.mobbin.org.tr )

Not: Derneğimizin Çorum Temsilciliğinin kuruluş çalışmaları son aşamaya gelmiştir. Mobbing uzmanı ve dernek üyesi avukatlarımız ile idari hukuk danışmanlarımız sizlere hizmet verecektir.

Hakkında Mahmut ÖZKOCA

Mahmut ÖZKOCA
Mahmut ÖZKOCA 1971 yılında Antakya’da doğdu. 12 yaşından itibaren okumak için çalıştı. Yazmaya da aynı yıllarda başladı. Tüm öğrenim hayatı boyunca çoğu kez iki işte birden çalıştı. Çok uzun süre gazeteci ve köşe yazarlığı ile radyolarda ve televizyonda şiir programları ve çocuk programları yaptı. Diyarbakır Sur Belediyesi Basın Danışmanı Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü olarak çalıştı. 1998 yılında başladığı öğretmenlik mesleğine çeşitli illerde idarecilik ve öğretmenlik yaparak devam etti. Halen Çorum-İskilip Sakarya İlkokulu’nda öğretmenliğe ve yazarlığa devam ediyor.

-Haber İlginizi Çekebilir

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü

Av. Durdu GÜNEŞ Bugün Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslarası Mücadele Günü. BM Genel Kurulu 1999 …

Yorum

  1. mobing analizi eğitimine katılmak istiyorum. bir sonraki eğitim tarihini öğrenebilir miyim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir