Kategori arşivi: Haberler

TRT’DE YAŞANANLAR MOBBİNG DEĞİL DE NEDİR?

Kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik taciz, çalışanların itibarını ve onurunu zedelemekte, verimliliğini azaltmakta ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilemektedir.

Kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi gerek iş sağlığı ve güvenliği gerekse çalışma barışının geliştirilmesi açısından çok önemlidir.(2011/2 Başbakanlık Genelgesi)

TRT’de ikna odalarının kurularak çalışanlara gözdağı verilmesi ve emekli olmalarının istenmesi; sonraki süreçte emekli olmak istemeyenlerin hiç bir rasyonel gerekçe gösterilmeden sözde İhtiyaç Fazlası Personel denilerek başka kurumlara gönderilmesi ve yukarıdaki tanımlarda belirtilen davranışlara maruz kalmaları mobbing parametreleri ile uyumluluk göstermektedir. Bu süreç kanaatimizce tam bir mobbing sürecidir.

1- İhtiyaç fazlası personel hangi objektif kriterlere göre belirlenmiştir. Ortada Objektif kriterler yoksa çalışanlar, neye göre İHTİYAÇ FAZLASI olarak belirlenmiştir. (Anayasa 17. Madde: Kişinin Dokunulmazlığı, Maddi ve Manevi Varlığı: Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.)Bu bir ayrımcılık değil midir? Her türlü ayrımcılık Anayasamızda yasaklanmıştır.
Ayrımcılık ile mücadele konusunda Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu kurulmuştur. Bu konuda Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nu göreve davet ediyoruz.

2- TRT’de devam eden bu süreç KHK kapsamında yapılıyor denilerek hukuki gösterilmeye çalışılabilir, peki hakkaniyete uygun mudur? Etik midir? Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nu göreve çağırıyoruz.

3- Kamu Denetçiliği Kurumu; kamu görevleri ve görevlilerini; yaptıkları eylem ve işlemleri ile ilgili denetleyen bir kurumdur. TRT’de yaşanan bu sürece Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kayıtsız kalması düşünülemez. Hak, hukuk, hakkaniyet adına Kamu Denetçiliği Kurumu’nu Göreve çağırıyoruz.

4- Deneyimli, birikimli insan kaynağımız olan beşeri sermayemizi heba etmenin, kamu yararı ve hizmet gereği açısından bakıldığında Ülkemize ne kazandırdığını (kaybettirdiği) kamuoyunun takdirine sunuyoruz.

5- Ülkemizin imzaladığı uluslararası sözleşmeler gereği (AB Sosyal Şartı 26.ncı maddesi Onurlu Çalışma Hakkı, İLO Sözleşmeleri, iş güvenliği, işyeri barışı, sosyal diyalog) yükümlülükleri bulunmaktadır. İmzalanan bu sözleşmeler Anayasamızın 90.ncı Maddesi gereği de kanun hükmündedir.

6 – TRT’de yaşanan bu sürecin; hukukun üstünlüğü’ne inanan, adil yargılanma hakkını sonuna kadar savunan, tarafsız mahkemelerce, hak, hukuk ve hakkaniyete dayanarak çözüme kavuşacağına ve mahduriyetlerin giderileceğine yürekten inanıyoruz.

7- Kanaatimiz odur ki; bu haksızlık ve mağduriyet giderilmezse, iç hukuk yolları tüketildiğinde AİHM’ne kadar taşınacak ve ülkemiz “Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği” gerekçesi ile tazminata hükmedilebilecek ve kaybeden yine ülkemiz olabilecektir.

TRT yönetimini “Onurlu çalışma hakkının korunması, çalışma barışının sağlanması, sosyal diyaloğun gerçekleştirilmesi adına sağ duyulu davranmaya davet ediyoruz.

Bu vesile ile çalışanına değer veren, deneyimli, birikimli, kalifiye insan gücümüzü doğru kullandığımız, ehliyete ve liyakate önem verilen, işin ehline verildiği mobbingsiz çalışma ortamları diliyoruz.

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın, kazanan ülkemiz olsun…

KAMUOYUNA SAYGI İLE DUYURULUR
Mobbing ile Mücadele Derneği

İş yaşamı bizi öldürüyor mu?

Cecilia Barría
BBC News Mundo

ABD’deki Stanford Üniversitesi’nin İşletme Bölümü’nden Profesör Jeffrey Pfeffer, “iş yaşamı insanları öldürüyor” derken mecazi konuşmuyor.

İş dünyasının en önemli düşünürlerinden sayılan Pfeffer, geçen yıl yayımlanan “Maaş (Çeki) için Ölmek” (Dying for a Paycheck) isimli kitabında modern çalışma hayatı ve uzun çalışma saatlerinin iş ve aile yaşamı arasında çatışma yarattığı, ekonomik güvensizliğe neden olduğu ve kişinin fiziksel sağlığını ve ruh sağlığını olumsuz etkilediğini söylüyor.

Pfeffer kitapta Japonya’nın başkenti Tokyo’da kalp krizinden ölen 42 yaşındaki Kenji Hamada’yı örnek veriyor. Hamada haftada 75 saat çalışırken ofise gelmek için 2 saate yakın yol gidiyordu. 40 gün üst üste çalıştıktan sonra yaşamını yitiren Hamada’nın vakası, Pfeffer’a göre “insani olmayan” çalışma sisteminin bir yansıması ve bu durum, Japonya ile sınırlı da değil.

“Dying for a Paycheck” kitabı

Pfeffer’ın araştırmasına göre ABD’de çalışma hayatındakilerin yüzde 61’i stresin onları hasta ettiğini söylerken, yüzde 7’si ise çalışmaya bağlı nedenlerle hastanelik olduğunu söylüyor.

BBC News Mundo’ya konuşan Pfeffer, ABD’de her yıl 120 bin çalışanın işe bağlı stres sonucu öldüğünü, stresin her yıl Amerikalı iş verenlere 300 milyar dolardan fazla maliyeti olduğunu öne sürüyor.

Yargıtay’dan “mobbing” kriterleri

Mobbing nedeniyle tazminatı hak eden işçi ispat yükümlülüğünü yerine getiremeyince tazminatından oldu.
Yargıtay, “mobbing” olarak bilinen iş yerinde psikolojik tacizle ilgili kriterleri belirledi.

Bir hukuk bürosunda sekreter olarak çalışan kadın, iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi istemiyle dava açtı. Davacı kadın, iş yerinde “mobbinge” maruz kaldığını da ileri sürerek manevi tazminat istedi.

Davaya bakan İstanbul 12. İş Mahkemesi, iş sözleşmesinin işverence haklı neden olmadan feshedildiğine karar vererek, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığına hükmetti. Yerel mahkeme, davacının görevi dahilinde olmayan işlerde çalıştırılıp mobbinge maruz kaldığı sonucuna vararak, davacıya manevi tazminat ödenmesine de karar verdi.

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay 9. Hukuk Dairesine geldi. Daire, yerel mahkemenin kararının bozdu.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin bozma kararında, çağdaş iş hukuku, uluslararası sözleşmelerin ve Avrupa normlarının, işçinin huzur içerisinde işini görmesi, emeğinin karşılığını alması ve çalışma ilişkisinin karşılıklı güvene dayanan tam bir uyum içerisinde olmasını amaçladığı vurgulandı.

ALMAN MAHKEMESİ KARARINA ATIF…

Kararda, iş yerinde psikolojik tacizin, çağdaş hukukun son zamanlarda mahkeme kararlarında ve öğretide dile getirdiği bir hukuki kurum olduğuna işaret edildi.
Alman Federal İş Mahkemesinin mobbingi, “işçilerin birbirine sistematik olarak düşmanlık beslemesi, kasten güçlük çıkarması, eziyet etmesi veya bu eylemlerin işçinin başta işveren olmak üzere amirleri tarafından gerçekleştirilmesi” olarak tanımladığı aktarıldı. Kararda, şunlar kaydedildi:
“Görüleceği üzere işçi, bir taraftan diğer işçiye, diğer taraftan işverene karşı korunmaktadır. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığının tartışmasız kabulünü doğurur. Öte yandan ispat kurallarının zorlanan sınırları usul hukukunda yeni arayışlara yol açmıştır. ‘Emare’ işte bu anlayışın bir sonucudur. Olayların tipik akışı, tecrübe kuralları göz önüne alındığında verilecek sonuçla ispat gerçekleşir.”

DAVACI KADININ MOBBİNG İDDİALARI

Somut olayda davacının, “işverenin kendisine son yıllarda kötü muamelede bulunduğunu, görevi dahilinde olmayan işlerin yaptırıldığını, aşağılandığını, azarlandığını, hakarete, cinsel içerikli konuşmalara maruz kaldığını” ileri sürdüğü belirtilen kararda, davacının ruhsal sağlığının bozulması nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunduğu, davalı işverenin ise iddiaları reddettiği kaydedildi.

Kararda, yerel mahkemenin, “davacının işveren tarafından görevi dahilinde olmayan işlerde çalışması yönünde baskıya maruz kaldığı, bu durumun tanıkların anlatımları ile sağlık raporlarından sabit olduğu” kanısına vardığı aktırıldı.

Yerel mahkemenin, bu gerekçelerle “mobbingi oluşturan eylem, tutum ve davranışların oluş şekli, gelişimi ve özellikleri, mobbinge maruz kalınan süre, tarafların konumu gözetilerek davacıya tazminat ödenmesine hükmettiği” hatırlatıldı.

Davacının, kendisine işyerinde mobbing uygulandığını ileri sürdüğü, ispat yükünün bu iddiayı ileri süren davacıda olduğu belirtilen kararda, ancak somut olayda, tanık beyanları ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde davacının mobbing iddiasını ispatlayamadığı sonucuna varıldığı kaydedildi.
Kararda, tanık beyanlarının doğrudan görgü ve bilgiye değil, davacının söylemlerine dayalı olduğu, beyanlarda sistematik bir baskı durumunun da ortaya konmadığı ifade edildi.

Bu durumda mobbingin ispatlandığının kabul edilemeyeceği vurgulanan kararda, tanık beyanlarının kişilik haklarına saldırı eylemini ispatlamada da yetersiz olduğuna, bu konuda dosyada başka somut delilin de bulunmadığına işaret edildi.
Kaynak : Hürriyet

İLO Küresel sözleşmesine Türkiye “Evet” dedi.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), çalışma hayatında kadınların şiddet ve tacizden korunmasını içeren küresel sözleşmeyi kabul etti

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), çalışma hayatında kadınların şiddet ve tacizden korunmasını içeren küresel sözleşmeyi kabul etti. Bunda kadınların sosyal medyada başlattığı #MeToo (Ben de) kampanyasının da önemli rolü oldu.

ILO’nun 108’inci Uluslararası Çalışma Konferansı’nın son gününde “çalışma hayatında şiddet ve taciz” konusu ele alındı.

10 Haziran’da başlayan konferansta ILO, dünyadaki iş standartlarını belirlemek ve “daha iyi bir iş” için hükümetleri, işverenleri ve işçi örgütlerini bir araya getirdi.

Konferans kapsamında, Çalışma Hayatında Şiddet ve Tacize İlişkin Standart Belirleme Komitesi oluşturuldu. Komitenin çalışmalarıyla son halini alan, çalışma hayatında kadınların şiddet ve tacizden korunmasını içeren küresel sözleşme bugün oylamaya sunuldu.

Türkiye “evet” oyu kullandı
Oylama öncesi ABD lehte oy kullanacağını açıklarken, Rusya çekimser kalacağını duyurdu.

Yapılan oylamada, Çalışma Hayatında Şiddet ve Tacizin Önlenmesi Sözleşmesi’ne delegelerden 439’u “evet”, 7’si “hayır” oyu verip 30’u “çekimser” kalırken, sözleşmeye yönelik tavsiye kararına ise 397’si “evet”, 12’si “hayır” oyu verdi ve 44’ü ise “çekimser” kaldı.

Eşit fırsatlara karşı bir tehdit oluşturuyor
Sözleşme, çalışma hayatında kadına karşı şiddet ve tacizin, “bir insan hakkı ihlali veya istismarı teşkil edebileceğini, eşit fırsatlara karşı bir tehdit oluşturduğunu, kabul edilemez ve iyi işle uyumsuz olduğunu” kabul ediyor.

Sözleşmede, şiddet ve taciz ise “fiziksel, psikolojik, cinsel veya ekonomik zararla sonuçlanacak ya da sonuçlanması muhtemel tehditler ve davranışlar” şeklinde tanımlanıyor.

Metinde ayrıca hükümetlere, çalışma hayatında şiddet ve tacizin önüne geçilebilmesi için “sıfır tolerans” uygulaması hatırlatılıyor.

#MeToo kampanyasının başarısı
Öte yandan, sözleşmenin kabul edilmesinde kadınların günlük yaşamda maruz kaldığı cinsel tacize dikkat çekmeye çalışan sosyal medyadaki #MeToo (Ben de) kampanyası önemli rol oynadı.

ILO Genel Direktörü Guy Ryder, BM Cenevre Ofisi’nde basın mensuplarına, kadınların çalışma hayatında şiddet ve tacizden korunmasında işverenlere büyük görev düştüğünü söyledi.

Ryder, “(Sözleşmedeki) standartlar, herkesin şiddet ve tacizden arındırılmış bir çalışma hayatı hakkı olduğunu kabul ediyor.” ifadesini kullandı.

Sözleşmeyi onaylayan ILO üyesi devletlerin, bunu kendi ulusal yasalarına uyarlaması gerekiyor.

Kanuna Aykırı Sözleşme Hükümleri Geçersizdir

Bir çalışanın işe girerken imzalayacağı sözleşmede “işyerinden ayrılması durumunda tazminat ödenmeyecek” yönünde bir hüküm bulunabilir mi? İşte tüm çalışanların iş hayatında haksızlığa uğramaması ve hak kaybı yaşamaması için bilmesi gerekenler…

Soru:Yeni işe giriyorum. Sözleşmede ‘Personele fazla çalışma için ayrıca fazla çalışma ücreti ödenmeyecektir’ maddesi var. İş sözleşmesine böyle bir hüküm koymaları mümkün mü? Ayrıca işyerinden ayrılmam halinde tazminat ödenmeyeceği yönünde bir hüküm de var.

Cevap:Kanuna aykırı hükümler içeren sözleşmelerin bu hükümleri geçerli değildir. Sözleşmeye ‘Fazla çalışma ücreti ödenmeyecektir’, ‘Tazminat ödenmeyecektir’ şeklinde hükümler konulması halinde, yasaya aykırı olması nedeniyle geçerli olmayacaktır. Bu nedenle korkmanıza ya da dert etmenize gerek yok.

EMEKLİYE TAZMİNAT

Soru:Emekli olarak 5 yıl 7 aydır çalışıyordum, beni çıkardılar. Doğum tarihim 1964. En son 2 bin 825 lira brüt ücret ile çalıştım. Tazminat hakkım var mı? Salih KÖSE

Cevap:5 sene 7 aylık çalışmanız karşılığında alacağınız tazminat 15 bin 800 lira civarındadır. Kıdem tazminatınızdan damga vergisi dışında kesinti yapılamaz.

TOPLU ÖDEME YOK

Soru:Geriye dönük prim ödemesi yapmak mümkün mü? Musa TAŞKIN

Cevap:Maalesef geriye dönük toplu ödeme imkanı bulunmuyor. Çalışıp ay ay prim ödenebiliyor. Bunun istisnası var, o da; askerlik, doğum ve yurt dışı borçlanması.

KAZANÇ ETKİLİ

Soru:Şubat 2019’da emekli dilekçemi verdim. 7976 prim günüm var. 18 yıl 7 ay 25 günü Bağ-Kur, son 3.5 yılı SSK. e-Devlet hesabıma düşen emekli aylık bilgisine göre; 1125 lira aylık bağlanmış durumda. Bu miktarı düşük buluyorum, ne yapmamı önerirsiniz? Hanifi TEMEL

Cevap:Emekli maaşı kazançların toplamına göre belirleniyor. Tüm kazançlarınız asgari ücretten bildirildiyse, maaşınızın düşük olması normal. Ancak buna rağmen düşük buluyorsanız SGK’ya bir dilekçe ile başvurarak, yeniden hesaplama yapılmasını isteyebilirsiniz.

RAPOR FAYDA SAĞLAMAZ

Soru:Yurt dışında yaşıyorum. Türkiye’den emekli oldum, borçlarımı yatırdım. Fakat yüzde 50 raporlu olduğumu bildirmedim. Paranın belli bir yüzdesini geri alma ihtimalim varmı? İzzet ÇINAR

Cevap:Yüzde 50 raporunuzun emeklilik için bir etkisi olmaz. O yüzden bunu bildirmeniz size bir fayda sağlamaz. Zaten emeklilik kararı alınmış, bundan sonra bir değişiklik olmayacağı gibi, size de bir prim ödemesi olmaz.

ÇOCUK İÇİN İŞTEN AYRILANLAR…

Soru:Eşim çalışıyor ancak çocuğumuz olduğunda bırakacak. Tazminat alabilir mi? Gökhan YAVAŞ

Cevap:Çocuğunuz olduğu gerekçesiyle işten ayrılırsa maalesef tazminat alamaz. Ancak ücretsiz izin kullanma hakkı var. Yarım çalışma hakkı var. Hatta çocuk ilköğretim çağına gelene kadar yarım gün çalışıp yarım maaş alma hakkı bulunuyor. Bunlardan faydalanabilirsiniz. Ancak istifa ederse tazminat alamaz.

NE ZAMAN EMEKLİ OLURUM?

Soru:Eşim 01.03.2017’de SSK’lı olarak işe başladı, acaba kaç yaşında emekli olabilir? Ali MAŞA

Cevap:Eşinizin sigorta olduğu tarihe göre şartları 58 yaş ve 7 bin 200 gün olacak. Yani 20 yıl çalışıp prim ödemesi ve şartını doldurması gerekiyor.

Soru:1972 doğumluyum, 2000 sigorta girişliyim. SSK primim 1200 gün. Toplu prim ödeyerek emekli olabilir miyim? Yusuf TAŞLI

Cevap:Maalesef böyle bir imkan bulunmuyor. Çalışıp 7 bin günü tamamlamanız gerekir. Kısmi emeklilik için ise 4500 gün ve 25 yıl gerekir.

Soru: 25.09.1977 doğum tarihim. 28.07.2009 sigorta başlangıcım. 3313 prim ödemem var. Elif PAKYARDIM

Cevap:Emeklilik şartlarınız 58 yaş ve 7200 gün. Priminizi tamamlayıp yaşı bekleyeceksiniz.

Soru:Annemin sigorta başlangıcı 1987. 1.5 yıl sigortalı olarak çalıştı. Şu an 47 yaşında. Geriye kalan primini sigortalı bir işte çalışmadan isteğe bağlı olarak tamamlayabilir mi? Dilek ÇAKIR

Cevap:İsteğe bağlı sigorta ile primlerini tamamlar ancak bu kez SSK değil Bağ-Kur şartlarından emekli olabilir. Yani en az 5400 gün prim gerekir. Yaş şartı da 58 olur. Ancak bir işte çalışıp SSK’lı olursa bu kez 3600 günle kısmi emekli, 5150 günle de tam emekli olur. İsteğe bağlı sigorta için en yakın SGK’ya gidip dilekçe vermeniz yeterlidir.

Soru:1997 sigorta kaydım bulunmakta. Yüzde 40 engelliyim. 2200 gün primim var. Deniz ALPARSAN

Cevap:Eğer yüzde 40 oranında vergi indirimi alırsanız, 17 yıl 3920 gün ile emekli olabilirsiniz. Bu işe girdiğiniz aya göre 18 yıl 4080 güne de çıkabilir. Ancak vergi indirimi alamazsanız 56 yaşından önce emekli olamazsınız.

Soru: 27.09.2002 sigorta girişim ve 4640 prim günüm var. Elif ATILKAN

Cevap:Kısmi emeklilik için gereken 4500 günü doldurmuşsunuz ancak 25 yılın da geçmesi yani 2027 yılı olması lazım. Bu da tek başına yeterli değil, yaşın da 58 olması gerekir.

Kaynak : SGK Rehberi.com

İLO Türkiye Direktörü Numan Özcan’ı Ziyaret Ettik

İLO Türkiye Direktörü Numan Özcan’ı ofisinde ziyaret ettik. Derneğimiz faaliyetleri konusunda bilgilendirmelerde bulunduk. Onurlu çalışma hakkı, İnsana yakışır işyeri, sürdürülebilir çalışma barışı için yapılması gerekenler, üçlü sosyal diyaloğun geliştirilmesi, işyerlerinde mobbingin önlenmesi için yapılması gerekenler, işbirliği imkanlarının geliştirilmesi, ülkemizin imzaladığı İLO Sözleşmeleri ve yükümlülükleri konusunda bilgi alışverişinde bulunduk.

Ziyarete Genel Sekreterimiz Dr. Mustafa Kemal Topçu, İletişim Genel Koordinatörü Yasemin Sökmen ve İLO Uzmanları eşlik etti.

Ankara Barosu ile “İşyeri Kanseri Mobbing Paneli”

4-10 Şubat “Mobbing Farkındalığı Haftası” etkinlikleri kapsamında Ankara Barosu İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Kurulu, Mobbing İle Mücadele Derneği ve Sosyal Güvenlik Müfettişleri Derneğince ortaklaşa düzenlenen “İşyeri Kanseri Mobbing” paneli, 7 Şubat Perşembe günü saat 14:00’de Ankara Barosu Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Moderatörlüğünü Ankara Barosu İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Kurulu Başkanı Av. M. Fatih Kaya’nın üstlendiği panele, Mobbing İle Mücadele Derneği Genel Başkanı İlhan İşman, Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Vedat Bulut, SGK Müfettişleri Derneği Genel Sekreteri Mehmet Zülfi Camkurt, Ankara Barosu İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Kurulu üyesi Av. Hasan Hüseyin Alparslan konuşmacı olarak katıldı.

Literatürde ve sağlıkta mobbing, kamu idari yönden mobbing incelemeleri ve raporlama ve hukuki cezai yönleri ile mobbing gibi pek çok konunun değerlendirildiği panelde, konuşmacılar salonu dolduran avukatlarla yararlı bilgiler paylaştı.

Mobbing ile Mücadele Sempozyumu 5 Şubat 2019

Mobbing ile Mücadele Derneği’nin katkılarıyla, Türk-İş Genel Merkezi’nde “Mobbing ile Mücadele Sempozyumu” gerçekleştirildi.

Türk-İş Genel Merkezi’nde düzenlenen “Mobbing ile Mücadele Sempozyumu”na; İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Süleyman Arslan, Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Engin Yıldırım, SGK Yönetim Kurulu Üyesi Salih Kılıç, Genel Maden İşçileri Sendikası’ndan (GMİS) Genel Başkan Ahmet Demirci, Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Kahraman Kabasakal, GMİS MTA Şube Başkanı Durmuş Kılıç, Kozlu eski Şube Başkanı Hüseyin Kolçak, Avukat Gökhan Köse, GMİS TİS Uzmanı Sait Cinbir, GMİS’e üye MTA çalışanları ve Mobbing ile Mücadele Derneği üyeleri katıldı.

MOBBING ile Mücadele Sempozyumu’na katılan Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, “işyerinde tacizin insanlık suçu olduğunu ifade etti.Kimse kimseyi baskı altına almadan insanlar fikirlerini özgürce söyleyebilmeli” dedi. Günümüzün önemli sorunlarında biri olan mobbing ile ilgili, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) ve Mobbing ile Mücadele Derneği katkılarıyla ‘Mobbing ile Mücadele Sempozyumu’ düzenlendi. Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, “Mobbing neden yapılır? İş yerleri neden yapar? Buna bakılması lazım. Biz sendikaların bakması gereken, iş yerlerinde çalışma hayatında kadın erkek mobbingle ilgili neyle karşı karşıya gelirler? İşveren bundan ne umar?” ifadelerini kullandı. Atalay, mobbingin çalışma hayatının en önemli sorunlarından biri olduğunu belirterek, çalışanların kimi zaman patronların kimi zaman da yöneticilerin mobbingine maruz kaldığını söyledi.

“MOBBİNG, CİDDİ BİR PSİKOLOJİK ŞİDDETTİR”
Bazı işverenlerin çalışanlarına kıdem tazminatı almadan işten ayrılması için bazı yöneticilerin ise patrona yaranmak için çalışanlara mobbing uyguladığına dikkati çeken Atalay, “Mobbing bir insanlık suçudur. Mobbinge uğrayan birini dinlediğiniz zaman ertesi gün işe gitmek istemezsiniz. Bu ciddi bir psikolojik şiddettir.” ifadelerini kullandı.

Sakarya’daki Tank Palet Fabrikası’nın işletme hakkının devredilmesine de değinen Atalay, şöyle konuştu:

“Burada çalışanlar üç aydır yatmıyor, kalkmıyor. Hocalara, ‘bu mobbinge giriyor mu?’ diye sordum. Onlar da ‘bunun sürekli olması lazım’ karşılığını verdiler. Yani üç ay yetmiyor mu? Bizim oradaki arkadaşlarımız, her gün iş yeri kapandı mı, kapanacak mı kaygısını yaşıyor. Örgütlenmeyle ilgili aynı sıkıntılar var. Bursa’da bir iş yerindeki bir hanım kardeşimize işveren her gün ‘şu sendikaya geç’ diyor. Bu mobbinge giriyor mu, girmiyor mu? İki günlük ömürde, yaşadığımız şu güzel ülkede kimse kimseyi baskı altına almasın. İnsanlar özgürce fikirlerini kırmadan, dökmeden, yakmadan söyleyebilmeli. Bu ülke bizim ülkemiz.”

Atalay, mobbing konusunda çalışanları bilgilendirmek için hazırlanan broşürü Türk-İş’e bağlı tüm sendikaların üyelerine dağıtacaklarını bildirdi.

MOBBİNG YASASI ÇIKARILMALI
Ankara’da düzenlenen Mobbing ile Mücadele Sempozyumu’nda mobbingin önlenmesi için müstakil bir yasanın gerekliliği vurgulandı. İnsanların mobbing nedeniyle ciddi travmalar yaşadığını belirten konuşmacılar, mobbingle mücadele yasasının çıkarılması gerektiğini belirtti.

Türk-İş Genel Merkezi’nde yapılan sempozyumun açılış konuşmalarını Mobbing ile Mücadele Derneği Başkanı İlhan İşman, İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Süleyman Arslan ve Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay yaptı.

İlhan İşman, mobbingi “ülkenin beşeri sermayesini kemiren bir işyeri kanseri” olarak niteledi. Mobbingle mücadelede müstakil bir yasanın varlığına ihtiyaç duyulduğunu belirten İşman, “Bu sayede mobbing illetini en azından zapturapt altına alacak önlemlerin geliştirilmesini istiyoruz. Bu yolda da çaba sarf ediyoruz, Meclis’te görüşmeler yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

ÇALIŞAN ZULÜM YAŞIYOR
Ergün Atalay ise sendikaların mobbingin nedenlerini ve sonuçlarını iyi incelemesi gerektiği kaydetti. İşverenin çalışana ve çalışanların birbirine yaptığı mobbing çeşitlerinin olduğunu ifade eden Atalay, işverenin işten çıkarmak istediği çalışana tazminat ödememek için yıldırma politikası uyguladığını, çalışanların birbirine yaptığı psikolojik baskının ise işverene yaranmak amacıyla olduğunu belirtti. Mobbinge maruz kalan çalışanın bir zulüm yaşadığını belirten Atalay, “Mobbing bir insanlık suçudur. Bu ciddi bir psikolojik şiddettir. Bununla ilgili bizim yapmamız gerekenler var” diye konuştu.

Türk-İş Başkanı Atalay, mobbing konusunda çalışanları bilgilendirmek için hazırlanan broşürü Türk-İş’e bağlı tüm sendikaların üyelerine dağıtacaklarını duyurdu.

Protokol konuşmaları ve davetli konuşmacı Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Engin Yıldırım’ın sunumundan sonra Sempozyum; tüm yönleriyle Mobbing ile Mücadele konusundaki tebliğlerin sunulduğu 2 oturumla devam etti.Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. Vedat BULUT, Ankara Üniversitesi SBF öğretim üyesi Doç.Dr. Erdem CAM, Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim üyesi Doç.Dr. Cemal İYEM, İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu adına Dr. Hicran ATATANIR, TÜRK-İŞ adına Hülya Uzuner DURANSOY tebliğlerini sundular.

İşte Adalet… 250 bin liralık mobbing cezası

İstanbul 4. İdare Mahkemesi, İstanbul Ticaret Borsası’nda görevli bir memurun açtığı mobbing davasında, Kazım Ö. isimli memura 250 bin TL’lik manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Kararda, memurun 7 yıl boyunca ağır bir psikolojik tacize maruz kaldığı kaydedildi. Dava dosyasına göre, kontrol memuru olarak Eminönü’ndeki merkez binada görev yapan Ö., Tuzla’da görevlendirildi. Canlı hayvan şubesinde koyun bekçiliği yapan Ö. halen kapı görevlisi olarak çalışıyor.

KAZIM Ö. 27 Ocak 2003 yılında İstanbul Ticaret Borsası’nda (İSTİB) sözleşmeli personel olarak işe başladı. Kazım Ö. 2007 yılında ise kontrol memuru olarak İSTİB’in Eminönü’ndeki merkez binasında çalışmaya başladı. Ö. ile çalıştığı kurumu arasındaki sancılı süreç ise Ağustos 2010’da yaşanmaya başladı. Anılan dönem, kurum amirlerinden bazıları ile ilgili savcılık bir soruşturma yürüttü. Ö. de anılan soruşturma kapsamında, şüphelilere ilişkin ifade verdi. Anılan ifade sonrası Ö. için de zorlu bir süreç başlamış oldu. Ö., ifadesini verdiği gün kuruma geldiğinde güvenlik görevlileri binaya girişte üst araması yaptı, çalışma masası izni olmadan arandı.

GÜNDE 8 SAATİ YOLDA GEÇİYOR
Çalışma koşulları giderek zorlaşan Ö. daha sonra İSTİB’in Tuzla’da bulunan canlı hayvan ve et şubesinde görevlendirildi. Bahçelievler’de oturan Ö., her sabah işe gitmek için saat 05.00’te kalkmaya başladı. Gidiş gelişte toplam 8 ayrı araç değiştiren Kazım Ö.’nün kimi zaman günde 7-8 saati yolda geçiyor.

KOYUN BEKÇİLİĞİ YAPTI
Halen de Tuzla’da kapıda görev yapan Ö., iki yıl önce 400 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı. İstanbul 4. İdare Mahkemesinde açılan davada, Ö., İstanbul Tıp Fakültesinde aldığı ve mobbinge maruz kaldığını gösteren raporu da mahkemeye sundu. Ö. adına mahkemeye sunulan dava dilekçesinde Tuzla’da koyun bekçiliği yaptığını, zaman zaman kendisine temizlik yaptırıldığı kaydedildi. Dava dilekçesinde Ö.’nün yaşadığı sıkıntılar nedeni ile intihar girişiminde bulunduğu kaydedildi.AMİRLERİNE KÜÇÜK

DÜŞÜRÜCÜ SÖZLER SÖYLEDİ
İSTİB adına mahkemeye sunulan savunmada ise özetle “Davalı, çalıştığı kurum hakkında haksız şikâyetlerde bulundu. Amirlerine karşı küçük düşürücü söz ve davranışlarda bulundu. Talep edilen tazminat tutarı fahiş” denildi.

İNSAN HAYSİYETİNİ KIRICI SONUÇLARI VAR
Mahkeme, tarafların savunma ve delillerini topladıktan sonra kararını verdi. Mahkeme, davalı borsanın, Kazım Ö.’ye 250 bin TL manevi tazminat ödemesine hükmetti. Yargılama masraflarını da davalı borsa üzerinde bırakan mahkeme kararında özetle şöyle denildi: “Davalı, ekonomik olarak zor durumda bırakılmak için ikramiye ve yol ücreti ödenmedi. Aşağılanan yalnızlaştırılan davacı eşi ile de sıkıntı yaşadı; intihara kalkıştı. Davacıya çok sayıda disiplin cezası verilmesi idareyi haklı kılmaz. Aksine, bakılan davanın konusunu oluşturan mobbing uygulamasına veri teşkil eder. Davacı 7 yıl süreyle ağır bir psikolojik tacize maruz kaldı. Psikolojik durumu bozulan davacının manevi zararının karşılanması ve insan haysiyetini kırıcı ağır sonuçları olan iş yerinde psikolojik taciz gibi tasarrufların etkin bir şekilde cezalandırılmadı amacıyla 250 bin TL’nin, davalı idare tarafından davacıya ödenmesi benimsenmiştir.”
Kaynak : Hürriyet

Erzurum Valisi Okay MEMİŞ’i Ziyaret

Mobbing ile Mücadele Derneği Erzurum Temsilci Başkanı Jale Alcan ve Yönetim Kurulu Üyeleri olarak Erzurum Valisi sayın Okay Memiş’i ziyaret ettik.

4-10 Şubat Mobbing Farkındalığı Haftası dolayısıyla gerçekleştirilen ziyarette Mobbing ile Mücadele Derneği Erzurum Temsilci Başkanı Jale Alcan derneğimizin çalışmaları hakkında Vali Memiş’e bilgi verdi.

Mobbing ile Mücadele Derneği 2010 yılında Ankara’da kurulduğunu dile getiren Alcan, “Amacımız; onurlu çalışma hakkının korunması, deneyimli birikimli insan kaynağımız olan beşeri sermayemizin doğru kullanılması, çalışma barışının geliştirilmesi ve işyerlerinde verimliliğin artırılması için mobbing ile mücadele edilmesi, toplumda mobbing farkındalığının geliştirilmesi ve bilincin artırılmasıdır.

Derneğimiz bu yıldan başlayarak “Mobbing Farkındalığı Haftası “olarak belirlenen 4-10 Şubat tarihleri arasında 22 il temsilciliğimizin katılımıyla; yurt genelinde, kamu kuruluşları, STK ve üniversitelerle işbirliği içerisinde panel, konferans, seminer, çalıştay v.b. etkinlikler düzenlenmesini; yerel, ulusal basın ve sosyal medya iletişim kanallarında konunun gündeme getirilmesini kararlaştırmıştır” diye konuştu.

Vali Okay Memiş ise, ziyaretten dolayı memnuniyet duyduğunu ifade ederek dernek çalışmalarına destek sözü verdi.