Kategori arşivi: Basın Bildirileri

TRT’DE YAŞANANLAR MOBBİNG DEĞİL DE NEDİR?

Kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik taciz, çalışanların itibarını ve onurunu zedelemekte, verimliliğini azaltmakta ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilemektedir.

Kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi gerek iş sağlığı ve güvenliği gerekse çalışma barışının geliştirilmesi açısından çok önemlidir.(2011/2 Başbakanlık Genelgesi)

TRT’de ikna odalarının kurularak çalışanlara gözdağı verilmesi ve emekli olmalarının istenmesi; sonraki süreçte emekli olmak istemeyenlerin hiç bir rasyonel gerekçe gösterilmeden sözde İhtiyaç Fazlası Personel denilerek başka kurumlara gönderilmesi ve yukarıdaki tanımlarda belirtilen davranışlara maruz kalmaları mobbing parametreleri ile uyumluluk göstermektedir. Bu süreç kanaatimizce tam bir mobbing sürecidir.

1- İhtiyaç fazlası personel hangi objektif kriterlere göre belirlenmiştir. Ortada Objektif kriterler yoksa çalışanlar, neye göre İHTİYAÇ FAZLASI olarak belirlenmiştir. (Anayasa 17. Madde: Kişinin Dokunulmazlığı, Maddi ve Manevi Varlığı: Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.)Bu bir ayrımcılık değil midir? Her türlü ayrımcılık Anayasamızda yasaklanmıştır.
Ayrımcılık ile mücadele konusunda Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu kurulmuştur. Bu konuda Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nu göreve davet ediyoruz.

2- TRT’de devam eden bu süreç KHK kapsamında yapılıyor denilerek hukuki gösterilmeye çalışılabilir, peki hakkaniyete uygun mudur? Etik midir? Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nu göreve çağırıyoruz.

3- Kamu Denetçiliği Kurumu; kamu görevleri ve görevlilerini; yaptıkları eylem ve işlemleri ile ilgili denetleyen bir kurumdur. TRT’de yaşanan bu sürece Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kayıtsız kalması düşünülemez. Hak, hukuk, hakkaniyet adına Kamu Denetçiliği Kurumu’nu Göreve çağırıyoruz.

4- Deneyimli, birikimli insan kaynağımız olan beşeri sermayemizi heba etmenin, kamu yararı ve hizmet gereği açısından bakıldığında Ülkemize ne kazandırdığını (kaybettirdiği) kamuoyunun takdirine sunuyoruz.

5- Ülkemizin imzaladığı uluslararası sözleşmeler gereği (AB Sosyal Şartı 26.ncı maddesi Onurlu Çalışma Hakkı, İLO Sözleşmeleri, iş güvenliği, işyeri barışı, sosyal diyalog) yükümlülükleri bulunmaktadır. İmzalanan bu sözleşmeler Anayasamızın 90.ncı Maddesi gereği de kanun hükmündedir.

6 – TRT’de yaşanan bu sürecin; hukukun üstünlüğü’ne inanan, adil yargılanma hakkını sonuna kadar savunan, tarafsız mahkemelerce, hak, hukuk ve hakkaniyete dayanarak çözüme kavuşacağına ve mahduriyetlerin giderileceğine yürekten inanıyoruz.

7- Kanaatimiz odur ki; bu haksızlık ve mağduriyet giderilmezse, iç hukuk yolları tüketildiğinde AİHM’ne kadar taşınacak ve ülkemiz “Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği” gerekçesi ile tazminata hükmedilebilecek ve kaybeden yine ülkemiz olabilecektir.

TRT yönetimini “Onurlu çalışma hakkının korunması, çalışma barışının sağlanması, sosyal diyaloğun gerçekleştirilmesi adına sağ duyulu davranmaya davet ediyoruz.

Bu vesile ile çalışanına değer veren, deneyimli, birikimli, kalifiye insan gücümüzü doğru kullandığımız, ehliyete ve liyakate önem verilen, işin ehline verildiği mobbingsiz çalışma ortamları diliyoruz.

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın, kazanan ülkemiz olsun…

KAMUOYUNA SAYGI İLE DUYURULUR
Mobbing ile Mücadele Derneği

4-10 Şubat 2019 “Mobbing Farkındalığı Haftası”

BASIN BÜLTENİ

2010 yılında kurulan Mobbingle Mücadele Derneği siyasi, kültürel, ideolojik, bölgesel ya da mesleki bir amaç taşımadan, işyerinde uygulanan “zorbalık, duygusal taciz ya da yıldırma” sözcükleriyle adlandırılan “mobbing” alanında sorun çözen, onurlu çalışma hakkının korunması, çalışma barışının sağlanması için çağdaş bilimsel hizmetlerin yapıldığı, ulusal ve uluslararası düzeyde rol model bir sivil toplum kuruluşudur.

9 yıldır, mobbing ve bullying konusunda kamu ve özel işyeri, çalışan, işveren ve mağdurlarla işbirliği, koordinasyon ve iletişim içinde etkin bir mücadele yürütmekte ve bu amaçla her yıl çeşitli etkinlikler düzenlemektedir.

Bu yıl da Derneğimizce “Mobbing Farkındalığı Haftası” olarak belirlenen 4-10 Şubat tarihleri arasında yurt genelinde 22 il temsilciliğimizin katılımıyla, kamu kuruluşları, Türkiye Kamusen, Türk-İş, STK ve üniversitelerle işbirliği içerisinde panel, konferans, seminer, çalıştay v.b. etkinlikler düzenlenecektir.

Bugün başlayan haftamız kapsamında düzenlenecek etkinlikler şunlardır :

4 Şubat Pazartesi

09:30-Anıtkabir ziyareti : Mozoloye Çelenk Koyma Saygı Duruşu ve Anıtkabir Defterini İmzalama

Resmi Protokol Ziyaretleri :

5 Şubat Salı

10:00 “Mobbing ile Mücadele Sempozyumu” TÜRK-İŞ KONFEDERASYONU İŞBİRLİĞİYLE

6 Şubat Çarşamba

18:30 İstanbul : Mobbing ile Mücadele Paneli (İstanbul Tabip Odası, İstanbul Barosu, Oyuncular Sendikası, Adli Tıp Uzmanları Derneği ve Mobbing ile Mücadele Derneği işbirliği ile)

7 Şubat Perşembe

14:00- Ankara : İşyeri Kanseri Mobbing Paneli (Ankara Barosu, SGK Müfettişleri Derneği, Mobbing ile Mücadele Derneği işbirliği ile)

Bu hafta aynı zamanda Kanser Haftasıdır. Mobbing de bir işyeri Kanseridir. Önceden yeterli önlemler alınmazsa tüm işyerine yayılır ve işyerindeki çalışma barışını bozar, çalışanları, ailelerini ve sonrasında tüm toplumu adım adım bitirir yok eder.

Mobbinge Hayır diyoruz.

Bağımsız ve özgür basın demokratik bir hukuk devletinin en önemli öğelerinden biridir.

Yasama, yürütme ve yargı dışında dördüncü güç olarak, objektif ve tarafsız, gerçeği anlatan haberlerle, düşünce özgürlüğüne, katkı sağlayan gazeteciler, insan hakları ve demokrasinin teminatı olarak çok önemli bir fonksiyonu yerine getirmektedirler.

Kamuoyu oluşturmada, insanlara haber ve bilgi akışı sağlamada, ülkemizde hak ve sorumluluk bilincinin güçlenmesinde, demokrasi kültürünün gelişmesinde, sağlıklı bir toplum düzeninin inşasında gazetecilerin rolü büyüktür.

Gazeteciler için sağlanan yasal imkân ve kamuoyunun desteği mesleki sorumluluğu da beraberinde getirmektedir. Habercilik meslek etiğini oluşturan değerler doğrultusunda tarafsız, yüklendiği sorumluluğunun bilincinde, basın yayın ilkelerine sadık bir medya, güçlü, demokratik bir Türkiye’ye büyük katkı verecektir.

Gücünü kamuoyu desteğinden alan, halkın haber alma hakkının kullanılmasını sağlayan basın, önemli ve etkin bir denetim organı olma konumuyla, demokrasinin temel unsurlarından biridir.

Gazetecilik mesleği, kamuoyunu aydınlatmak için günün her saatinde haber peşinde koşarak zor şartlar altında ve sorumluluk duygusu içinde toplumumuzu gelişen olaylar karşısında aydınlatırken diğer taraftan da vatandaşımızın talep ve beklentilerini yansıtarak önemli bir kamu görevini yerine getirmektedir.

Demokrasinin her türlü vesayetten kurtarılmasında, bireyin ve toplumun olayları sağlıklı bir şekilde değerlendirip kanaat edinmesinde bağımsız ve özgür basının önemi büyüktür.

Bu vesile ile de belirtmek isteriz ki, maalesef sektörde yaşanan mobbing olayları sonucunda işinden olan, istifa etmek zorunda kalan gazeteciler de bulunmaktadır. Nitekim Alo 170 rakamları da bu durumu doğrular niteliktedir. Mobbing şikayetlerini alan ve psikolojik destek sağlayan Alo 170 hattına 2011-2016 yılları arasında Basın yayın kuruluşları çalışanlarından 114 resmi başvuru yapılmıştır. Ayrıca derneğimize de çok sayıda başvuru gelmektedir.

Her şeyden önce ülkemizde; mobbingin önlenmesi adına, farkındalığın geliştirilmesi, halkın bilinç düzeyinin yükseltilmesinde, yapılan haber ve yayınlar, çok etkili olmuştur, olmaktadır. Onurlu çalışma hakkının korunması, kollanması, çalışma barışının geliştirilmesi, yaşanan psikolojik tacizlerin son bulması için basının mobbing ile mücadelemizde katkı ve destekleri her türlü takdirin üzerindedir. Bu katkı ve destekleri için her birine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.

Basın mensuplarımızın, şimdiye kadar başarıyla yerine getirdikleri bu onurlu görevi, bundan sonra da aynı duyarlılık ve kararlılıkla yerine getireceklerine yürekten inanıyoruz.

Bu düşüncelerle basın çalışanlarının haklarını düzenleyen yasanın yürürlüğe girişinin yıl dönümü olan Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor, başta basın şehitlerimiz olmak üzere, vefat eden herkesi saygı ve rahmetle anıyor, bütün basın mensuplarımıza başarılar diliyoruz.

 

Prof.Dr. Vedat BULUT

Genel Başkan

10 Aralık İnsan Hakları Günü

İnsan Hakları Günü, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin kabul edildiği gün olan 10 Aralık 1948’den bu yana her 10 Aralık’ta kutlanmaktadır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyadaki devletler bireylere tanınan hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması konusunda birleştiler. İnsan Hakları Bildirisi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından Haziran 1948’de hazırlandı ve 10 Aralık 1948’de Genel Kurulun Paris’te yapılan oturumunda kabul edildi. Oturumda, 6 sosyalist ülke bu ilkelerin bazılarının “Burjuva sınıfından olan insanların sınıf çıkarını koruduğu ve işçi sınıfının egemen sınıflarla uzlaşmak zorunda bırakacağı” gerekçesiyle çekimser kaldı. Bildiri, bu çekimser ülkeler ile Suudi Arabistan ve Güney Afrika Birliği dışında kalan ülkelerin oylarıyla kabul edildi.

Mobbing bir insan hakları ihlalidir… 10 Aralık İNSAN HAKLARI GÜNÜNDE Çalışma Barış’ını koruyup kollamak, onurlu çalışma Hakkı’nı gözetmek, çocuklar arasında yaşanan akran zorbalığı ve çalışma hayatındaki Mobbingi önlemek, insanın insana zulmünü durdurmak için Mobbing ile Mücadele Derneği olarak aynı azim inanç ve kararlılıkla çalışacağımıza söz veriyoruz…

Basın Bildirisi: Kadına Yönelik Şiddete Hayır…

Basın Bildirisi

Şiddetin en yaygın biçimlerinden biri olan kadına yönelik şiddet, kadınların hakları ve temel özgürlüklerinin ihlalini oluşturmaktadır. Çok boyutlu bir sorun alanı olan Kadına Yönelik Şiddet ve kadına yönelik ev içi şiddet, yalnızca kadınları olumsuz etkilemekle kalmamakta, bir bütün olarak toplumu da olumsuz etkilemektedir. Şiddetin ortadan kaldırılması için kapsamlı ve eşgüdümlü politikalar gerekmektedir.

Ülkemizde kadın-erkek eşitliğinin sağlanması, kadının insan haklarının korunması ve güçlendirilmesi ile kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda son yıllarda önemli yasal düzenlemeler gerçekleşti. Ancak, yasal düzenlemeler kadar bu düzenlemelerin etkin şekilde uygulanması, şiddet mağdurunun yanısıra şiddet uygulayana yönelik koruma, tedavi, rehabilitasyon hizmetlerinin sunulması, toplumsal farkındalığın ve duyarlılığın artırılması büyük önem taşıyor.

Alınan bütün önlemlere rağmen kadına yönelik şiddet ülkemizde her geçen gün artmaktadır.Kadınların hukukunun korunması kapsamında kadına yönelik şiddeti en sert şekilde cezalandıran düzenlemelerin hayata geçirilmesine rağmen suç oranının artması düşündürücüdür.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, yaşamının her döneminde Türk kadınına büyük önem vermiştir. “Bir toplum cinsinden yalnız birinin yeni gerekleri edinmesiyle yetinirse o toplum yarıdan fazla kuvvetsizlik içinde kalır”. “Türk kadınını yüzeysel görmek Türk kadınını görememektir” Diyerek Türk kadınına verdiği değeri ve önemi belirtmiştir.

Mobbing ile Mücadele Derneği olarak, amacımız, temel olarak insan haklarını korumak ve kollamaktır. Sebebi ne olursa olsun yeryüzünde yaşayan hiçbir insanın bir diğerine psikolojik baskı uygulamaya, eziyet etmeye, dışlamaya, hakaret etmeye, iftira etmeye, haklarını gasp etmeye, kişisel çıkarları için maddi ve manevi bir takım yaptırımlar uygulamaya, fiziksel şiddet uygulamaya, her şeyden daha da önemlisi can almaya hakkı yoktur.

Derneğimiz, okulda, mahallede, köyde, ailede, işyerinde, .v.b. herkesin huzur içinde yaşayabilmesi için gereken bir takım gerçekleri ve erdemleri hatırlatmak ve farkındalık yaratmak; başta kadınlarımız olmak üzere “Mağdur” durumuna düşen insanlara haklarını hatırlatmak, tavsiyelerde bulunmak ve yol göstermek için vardır.

Çözüm Önerilerimiz
– Kadına yönelik şiddeti doğuran ve pekiştiren olumsuz tutum ve davranışların ortadan kaldırılması amacıyla, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddet konularında toplumsal farkındalık, duyarlılık, bilinç kazandırmak ve zihniyet dönüşümünü sağlamak amacıyla bütün kitle iletişim araçları etkin olarak kullanılmalıdır.

– Şiddete uğrayan ve uğrama tehlikesi bulunan kadınlara, varsa çocuklarına yönelik ulaşılabilir koruyucu ve önleyici hizmetlerin daha etkili verilmesi ve yaygınlaştırılması ile bu kişilerin sosyoekonomik olarak güçlendirilmeleri mutlaka sağlanmalıdır.

– Şiddete uğrayan kadına, varsa çocuklarına ve şiddet uygulayan ve uygulama ihtimali bulunanlara yönelik önleyici sağlık hizmetleri düzenlenmeli ve her aşamada düzenli ve sürekli olarak uygulanması sağlanmalıdır.

– Kadına yönelik şiddetle mücadelede etkin hizmet sunumunun gerçekleştirilmesi amacıyla kurum/kuruluş ve ilgili sektörler arası işbirliği mekanizmaları geliştirilmeli, güçlendirilmeli ve önleyici politika ve stratejiler hiç zaman geçirilmeden belirlenmelidir.

En samimi yürekten duygularla; Kadına Şiddete hayır diyoruz…

Prof.Dr. Vedat BULUT
Genel Başkan

Basın Bildirisi-Bankacılık ve Mobbing

BASIN BİLDİRİSİ

Özel bir Banka çalışanının Beyin Kanaması sonucunda vefatının çalışma ortamında yaşanan psikolojik taciz (mobbing) sonucunda ortaya çıktığı iddiaları son günlerde basın yayın organlarında sıkça yer almış, bu olayla birlikte bankacılık sektöründe yaşanan mobbing kamuoyunun gündemine taşınmıştır.

Öncelikle merhumeye Allahtan rahmet kederli ailesi ve sevenlerine ve çalışma arkadaşlarına başsağlığı diliyoruz.

Her ne kadar merhumenin eşi yaşanılan talihsiz vefatın mobbing sonucu olmadığını söylese de, Mobbing ile Mücadele Derneği olarak şüphelerin ortadan kaldırılması, bankacılık sektörünün bu şaibeden kurtarılması, kamu vicdanının rahatlatılması adına, olayın araştırılarak açıklığa kavuşması gerektiği kanaatini taşımaktayız.

Derneğimize sektördeki çok sayıdaki bankanın mağdur çalışanı tarafından yapılan başvurular sonucunda oluşan kanaatimiz odur ki; Bankacılık sektörü yoğun rekabetin yaşandığı, mevcut pastanın paylaşılması için çalışanlara hedefler konulduğu, günübirlik pazarlama faaliyetlerinin ön plana çıktığı mobbingin yaygın olarak yer aldığı bir sektör haline dönüşmüştür. Nitekim Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı ALO 170 verileri de kanaatimizi doğrular niteliktedir.

Ülkemizdeki Bankaların bir çoğunda; değişik birimlere ve şubelere yüksek hedefler verildiği, bu hedefi tutturabilmek için çoğu orta ve alt düzey yöneticilerin mevcut hedefleri astlarına daha da yükselterek dağıttıkları, birim ya da şubeye verilen hedefin tutturulması için çalışanlardan insanüstü bir gayretin beklendiği, sevilmeyen personelin uzaklaştırılmasını kolaylaştırmak için bazı yöneticiler ve eş düzeyde çalışanların dayanışma haline geçerek kendi hedeflerini tutturma, diğer personeli yalnızlaştırma yoluna gittiği, yalnızlaşan personelin mobbinge maruz bırakıldığı, hedefine ulaşamayan personelin aşağılamaya, hakarete psikolojik tacize maruz kaldığı ve tabiri caizse ”Hedefe ulaşmak için her yol mubahtır.” anlayışıyla hareket edildiği görülmektedir.

Hedefi tutturma baskısının tetiklediği stres dolu iş ortamlarında, hedefi tutturamayan personelin psikolojik sorunlar yaşamaya başladığı, sağlığını kaybettiği, bir yandan verilen yüksek hedefler, bir yandan uygulanan yıldırma politikaları ile hem kendi hem de ailesinin hayatlarının zindana döndüğü durumlar yaşanmaktadır.

Başarılı personeli teşvik etmek amacıyla getirilen yeni ödüllendirme uygulamalarının mobbing ortamını daha da büyüttüğü ve işin içinden çıkılmaz bir sarmala dönüştürdüğü görülmektedir.

Ne yazık ki üst yönetimine yaranmak için, personeline veya çalışma arkadaşına mobbing uygulayanlar, gün gelip kendileri de mobbinge maruz kalabilmektedir.

BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMUNU GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ

Bankacılık Sektörünün kamuoyu önünde itibar kaybetmemesi, sektördeki bir çok bankanın çalışanlarına yapılan psikolojik tacizin durdurulması için acil önlem alınmasını, yaşanılan mobbing olaylarının durdurulması, çalışma barışının sağlanması, onurlu çalışma hakkının gözetilmesi için başta Bankacılık ve Düzenleme ve Denetleme Kurumu olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşları sorumluluk almaya ve görevlerinin gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz.

Kamuoyuna Saygı ile duyurulur.

Prof.Dr. Vedat BULUT
Genel Başkan

Basın Bildirisi- Üniversitelerimiz Açıldı.

Ülkemizdeki devlet ve vakıf üniversitelerinde 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılı başladı.

Yükseköğretim Kurulunca (YÖK) açıklanan istatistiklere göre, Türkiye’de 2016-2017 öğretim yılında, üniversitelerde 7 milyon 198 bin 987 öğrenci eğitim aldı. Türkiye’de akademisyen sayısı 2017 yılında 151 bin 763 oldu. Akademisyenlerin 22 bin 535’i profesör, 14 bin 203’ü doçent, 34 bin 652’si yardımcı doçent, 21 bin 423’ü öğretim görevlisi, 9 bin 799’u okutman, 3 bin 774’ü uzman ve 45 bin 321’i araştırma görevlisi olarak çalıştı.

Akademisyenlerin 84 bin 958’i erkek, 66 bin 805’i ise kadınlardan oluştu.

Üniversitelerin kanayan yarası Mobbing.

Üniversite ve mobbing yanyana geldiğinde hiç de birbirine yakışmayacak iki kavram olarak görünüyor. Peki ama öyle mi?

Elimizde kesin rakamlar olmamakla birlikte Mobbinge maruz kalan akademisyenlerin oranının % 25 olduğu, yani her dört akademisyenden birinin mobbinge maruz kaldığı, bilim adamlarınca dile getiriliyor. (Sert ve Wigley, 2012).

Bu durum kuşkusuz özgür düşüncenin ve bilimin merkezi olması gereken üniversitelerin, özgürlüğüne gölge düşürücü bir durum olarak düşündürücüdür. Üniversitelerin kurumsal yapısı mobbing olaylarının görülmesine ne yazık ki zemin hazırlamaktadır.

Üniversitelerdeki en popüler mobbing yöntemleri; intihal ile suçlamak, araştırma fonlarını kötüye kullanmakla itham etmek ve öğrencilerle ilişki yaşadığını iddia etmek olarak sıralanmaktadır.
Yapılan suçlamaların ve dedikoduların artmasına paralel olarak, çoğu zaman idari soruşturma açılmakta, yargı süreci beklenmeden işten atılmaların yaşanması çok karşılaşılan bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.

İntihal, dini ve etnik köken ayrımcılığı ve cinsel taciz v.b. suçlamaların toplum nezdinde mağdurun itibarsızlaşmasına neden olarak, yargısız şekilde işten atılması sağlanmaktadır.

İtibarını kaybetmiş mağdur; hakkını arayacağı mekanizmaların çoğu zaman hiçbir işe yaramayacağı düşüncesiyle, kaderine razı olmaktadır. İşten ayrılmak zorunda bırakılan ya da kovulan akademisyenin, başka üniversitelerde iş bulması dahi engellenebilmekte, çoğu zaman öğrencilerin yalancı şahitliği de, mağdurun aleyhine kullanılmaktadır.

Hiç kuşku yok ki Üniversitelerde mobbing’in ortadan kaldırılması için, bu suçtan hüküm giyen üniversitelerin teşhir edilmesi, derecelerinin düşürülmesi, kaynaklarının kesilmesi ve akademik terfilerin objektif kriterlere bağlanması gerekir.

Üniversitede yaşanan mobbingin nedenleri

Üniversitelerde yaşanan mobbingin nedenlerine baktığımızda ilk başta organizasyon yapısının taşıdığı bir takım niteliklerin mobbing uygulamalarına neden olduğunu görüyoruz. Mobbinge yol açan başlıca örgütsel etmenler; kötü yönetim, yoğun stresli iş yeri, monotonluk, yöneticilerin inkârı, ahlak dışı organizasyonlar, yatay uygulamalar, küçülme, yeniden yapılanma v.b. olarak karşımıza çıkıyor.

Organizasyon kültürü, ideolojik bakış açısı, Cinsiyete dayalı fırsat eşitsizliği, keyfiyete dayalı ast-üst ilişkisi, standardı olmayan keyfi karar süreçleri, ders dağılımlarında adaletsizlik ve uzmanlık ilkesinden uzaklaşma, menfaat çıkar ilişkileri, jürilere baskı yapılması, jüri üyelerinin tehdit edilmesi yoluyla yıldırılan kişinin haklarının ve başarısının engellenmesi olarak sayabiliriz. Yukarıdaki nedenlere ek olarak Türkiye üniversitelerindeki kadro azlığı nedeniyle rekabetin çok yüksek olması da çok önemli bir diğer etken olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tüm bunlar dikkate alındığında üniversitelerde mobbing sorununun çözümüyle oluşacak ‘adil’ ve ‘demokratik’ ortamın üniversitenin özgürleşmesine ve bilimin gelişmesine büyük katkısı olacağına şüphe yoktur.

Üniversitelerde Mobbingin Önlenmesi

Mobbing olaylarının üniversitelerde önüne geçilebilmesi akademinin daha özgür ve daha yoğun bir şekilde bilim üretebilmesine olanak sağlayacaktır. Akademisyenler sadece kendi işleri olan araştırma ve bilim üretmeye daha rahat ortamlarda çalışarak ulaşacaklardır. Aksine mobbingin yaygınlaştığı bir yükseköğretimin; ne bilime, ne öğrencilere ne de bulunduğu topluma ne de ülkemize bir faydası olacaktır.

Önerimiz : Üniversitelerde Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları Ortaya Konmalıdır.

Hoş olmayan stresli bir ortam yaratsalar da uyuşmazlıklar günlük hayatımızın bir parçasıdır. Bu çatışmalar bazen de organizasyonların hayatta kalmasına, gelişmesine ve ilerlemesine yardımcı olabilirler. Ancak, unutulmamalıdır ki; problemleri gelişip büyük sorunlar yaratmadan önce ortaya koymak daha faydalıdır.

Genelde yanlış bilgilendirme, yanlış anlama; hata yapma ortamına sebep olmakta bunlardan dolayı karışıklıklar ve çatışmalar ortaya çıkmaktadır. Alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ile çatışmaları en az yoğunluğa indiren ve ortaya çıkacak problemlerde erken uyarı sistemi sağlayan yöntemler geliştirilmelidir. Unutulmamalıdır ki; bu gibi olaylarda yargı yoluna başvurmak daha fazla zaman ve maliyete, sonuçların nereye varacağının bilinememesine ve taraflar arasındaki ilişkilere zarar verici sonuçlara neden olmaktadır.

Uyuşmazlıkların çözümünde taraflara problemleri yüz yüze görüşme, aralarındaki ilişkide aksayan yönleri düzeltme ve geliştirme, problem çözümüne katılma, tarafların çözüm usullerini birlikte tespiti, kararların her iki tarafın katılımı ve anlaşması ile verilmesi ve gerektiğinde üçüncü kişi(ler)den uyuşmazlığın çözümünde taraflara yol göstermesi için yardım alınması gibi önemli avantajlar sağlayacaktır.

Kişilerin samimi ortamlarda problemleri tartışması ve bir çözüme ulaştırması daha sonra çıkabilecek daha büyük sorunları da engelleyecektir.

Çatışma yönetimi, müzakere teknikleri, etkili iletişim, kurumsal kültür, çalışma barışı, sosyal diyalog, v.b. konularda eğitimler alınması gerekir.

Müzakere, kişiler aralarında iletişim kurulması ile başlar ve karşılıklı olarak anlaşabilecekleri bir sonucun ortaya çıkmasını sağlar. Taraflar bu ilişkide birbirlerine isteklerini ve ihtiyaçlarını anlatırken aynı zamanda kendilerini de eğitmiş olurlar. Böylece kolay halledilemeyecek sanılan problemlerin çözümü sağlanmış olur. Üçüncü bir kişinin veya kişilerin arabuluculuğu, tarafların daha etkili bir şekilde iletişimini sağlayarak onları ortak bir sonuca ulaştıran yardımı ile problemin çözümü sağlanabilir. Alternatif çözüm yolları ile taraflara rahat ve kontrollü ortamda daha hızlı ve daha az masraflı çözümler üretilebilir.

Üniversitelerde mobbingin önüne geçmek için neler yapılmalıdır?

-Üniversite içerisinde mobbing bilinçliliği artırılmalı.

-Mobbingi önleyecek yasal düzenlemeler vakit kaybetmeden oluşturulmalı ve güvenilir bir hukuki sürecin işlemesini garanti altına alacak kurumsallaşma yaratılmalıdır.

-Ombudsmanlık mekanizması kurularak, yürütülen idari ve hukuki işlemlerin bağımsız bir mekanizma tarafından takip edilmesi sağlanmalıdır.

-Mobbingten hüküm giymiş üniversiteler ilan edilmeli ve kaynaklarında kısıntıya gidilmelidir.

-Üniversitelerin atama kuralları ve uygulamalarının şeffaflığı sağlanmalı, profesörlüğe ve doçentliğe yükseltme kriterleri her akademisyen için aynı olmalı ve atamalar sırasında keyfilik yaratacak durumların önüne geçilmelidir.

-YÖK kanunu ile çok geniş yetkilere sahip üniversite yöneticilerinin “sorumluluk tutulabilirlik” ilkesi gereği, kararları sorgulanabilmeli ve sınırsız yetki alanlarının mobbing mağdurlarını bir daha mağdur etmemeleri için somut adımlar atılmalıdır.

-Mobbing ile mücadele için kurum içerisinde bağımsız, sivil inisiyatiflerden oluşan birimler kurgulanmalıdır.

Bu vesile ile Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü ve gururlu duruşunu destekleyecek, güçlü yarınlarına katkı sunacak altyapıları ve işgücünü üretmek, bilimsel ve teknolojik gelişmenin merkezi olmak görevlerini layıkıyla yerine getiren üniversitelerimize, her kademedeki çalışanlarına, akademisyenlerimize, öğrencilerimize; 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında başarılar diliyoruz.

Üniversitelerimizin, çalışma barışının sağlandığı, onurlu çalışma hakkının gözetildiği yerler olması temennisiyle, mobbingin yaşanmadığı güzel günler diliyoruz.

KAMUOYUNA SAYGI İLE DUYURULUR

Prof.Dr. Vedat BULUT
Mobbing ile Mücadele Derneği
Genel Başkanı

İlhan İŞMAN
İletişim Genel Koordinatörü

Basın Bildirisi: Yeni Eğitim-Öğretim Yılı Başladı

2017-2018 Eğitim ve öğretim yılı, 18 Eylül Pazartesi günü başlamıştır. Hiç kuşku yok ki Eğitim hayatımızı olumsuz etkileyen, eğitim camiasında çalışma barışını yok eden en önemli sorunlar; çocuklar arasında akran zorbalığı dediğimiz Bullying ve huzurlu çalışma ortamlarını kemiren, yok eden mobbing olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bilerek ya da bilmeyerek yapılan, ya da göz yumulan; eğitim ortamında çocuklar arasında yaşanan akran zorbalığı ve eğitim işyerlerinde yaşanan psikolojik taciz; başta çocuklarımız olmak üzere, insan kaynağımızı tüketiyor, verimliliğimizi azaltıyor. Çocuk, büyük; insanımızın ruh sağlığını kaybetmesine neden olarak, eğitim hayatımızı derinden etkiliyor. Mobbing ile Mücadele Derneği olarak toplumsal sorumluluğumuzun gereği; pozitif bir yaklaşımla bu iki önemli konuya kamuoyunun dikkatini çekmek istiyoruz.

Veliler ve Öğretmenler Dikkat : Çocuk davranışlarının altında yatan sebepleri anlamaya çalışmalıyız. Akran Zorbalığının önüne geçmeliyiz.

Bazı durumlarda çocuklar öfke, hayal kırıklığı ya da güvensizlik gibi güçlü duyguları yönetmekte zorlandıkları için zorbalık yapabiliyorlar. Okulda ya da yaşıtlarıyla bir arada bulundukları ortamlarda zorbalık yapan bazı çocuklar, evde gördükleri davranışları kopya ediyor. Aile içinde saldırgan ve kaba etkileşimlere maruz kalan çocuk; sıklıkla başkalarına da aynı şekilde davranmayı öğreniyor.

Çocuklarımıza, zorbalığın kabul edilemez olduğunu ve devam ettiği takdirde evde, okulda ve toplum içinde ciddi sonuçları olacağını anlamasını sağlamalıyız. Bu konuda, veliler ve öğretmenlerimize önemli sorumluluklar ve görevler düşüyor. Çünkü akran zorbalığına uğrayan çocuk, ilerleyen yaşlarda karşımıza işyerinde mobbing yapan zorba olarak çıkabiliyor.

Milli Eğitim Bakanlığını Akran Zorbalığı ve Mobbingi Önlemek İçin Göreve Çağırıyoruz…

Akran Zorbalığı ile ilgili elimizde maalesef yeterli istatistiki bilgiler bulunmamakla birlikte; Alo 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim merkezine; bilgilenmek ve psikolojik destek istemek için 2011 – 2016 yılları arasında toplam 38.262 adet başvuru yapıldığını görüyoruz.

Yani her yıl ortalama 7.652 kişi; diğer bir deyişle de günde ortalama 21 kişi MOBBİNG BİLGİLENME VE PSİKOLOJİK DESTEK hattını aramış.

2011-2016 yıllarında Kamu kurum çalışanları arasında; Alo 170’e yapılan en fazla Mobbing Mağduru başvurusu birinci olarak Sağlık Bakanlığından 1142 kişi, ikinci olarak Milli Eğitim Bakanlığından 647 kişi, üçüncü olarak da Üniversitelerimizden 378 kişi tarafından gelmiştir.

Resmi rakamlara baktığımızda Milli Eğitim Bakanlığı’nın Mobbing Karnesi maalesef pek iç açıcı değil. Eğitim camiasından derneğimize yapılan başvurular da Alo 170 rakamlarını teyit etmektedir. Bu durumun düzeltilmesi için farkındalık ve bilinçlenme eğitimlerinin mutlaka verilmesi gerekir. Ders olarak konulmasında da büyük fayda görüyoruz.

Akran zorbalığı ve mobbingi önlemek için; başta Bakanlık Yöneticileri olmak üzere, Genel Müdürleri, İl Milli Eğitim Müdürlerini, okul müdürlerini kısaca milli eğitim camiasında yer alan herkesi, akran zorbalığının ve işyerinde psikolojik tacizin önlenmesi için; sorumluluk üstlenmeye, yükümlülüklerini yerine getirmeye ve mücadeleye katılmaya davet ediyoruz.
Milli Eğitim Bakanlığı yöneticilerine önerimiz; akran zorbalığı ve Mobbing konusunda farkındalığı geliştirmek ve bilinci artırmak için eğitimler verilmesi, politikalar geliştirilmesi, araştırma, anket ve projeler yapılması, düzenli, sürekli ve etkili mücadele çalışmalarının yürütülmesidir.

Bu konuda Mobbing ile Mücadele Derneği olarak, eğitim, proje, destek ve işbirliğine her zaman hazır olduğumuzu Kamuoyu huzurunda belirtiyoruz.

Çalışma barışını sağlamak, onurlu çalışma hakkını gözetmek için Mobbing Kanunu mutlaka Çıkarılmalıdır.

Öncelikle ülkemiz açısından beşeri ve sosyal sermayemizi doğru kullanmak zorundayız. İnsanlarımızın barış ve huzur dolu iş ortamlarında ülkemiz yararına verimli ve etkin olarak çalışmalarına imkan sağlamak için, mutlaka onurlu çalışma hakkını gözetmeliyiz.

Mobbing ile Mücadele Derneği olarak bu vesileyle önemle belirtmek isteriz ki; Kamu ve özel sektördeki mobbingin durdurulması için, ortak akıl ve toplumsal uzlaşmayla, kapsamlı bir çalışma yapılarak ülkemize has müstakil bir MOBBİNG KANUNU çıkarılmasına acilen ihtiyaç vardır.

2017-2018 eğitim-öğretim yılında, ülkemizin geleceğini şekillendiren değerli öğretmenlerimize saygı ve minnet duygularımızı ifade ediyoruz. Geleceğimizin teminatı öğrencilerimize ve bütün eğitim camiasına sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz. Çocuklar arasında akran zorbalığının yaşanmadığı, yöneticiler, çalışanlar, öğretmenler ve veliler arasında çatışma ortamı ve mobbingin olmadığı, çalışma barışının sağlandığı, onurlu çalışma hakkının gözetildiği, sağlıklı, başarılı ve huzur dolu bir eğitim yılı olmasını diliyoruz.
Kamuoyuna Saygı ile Duyurulur

Prof. Dr. Vedat BULUT
Mobbing ile Mücadele Derneği Genel Başkanı

İlhan İŞMAN
İletişim Genel Koordinatörü