DUYGULARIN RENGİ

MOBBİNG HİKÂYELERİ

               Duyguların Rengi, Kathryn Stockett’ın romanı. The Help adıyla da filme alınmış. Önce, bir vesile ile kitabı okudum. Sonra, filmi seyrettim. Hatta iki kere seyrettim. Kitap da film de çok etkileyici.

“Rol seç.” demişti bir tanıdığım.”İyilerin ve kötülerin olduğu filmlerden rol seç. Hangisi sana daha uygun ya da hangisi olmak istersin?” Çok etkilendim bu sözden. Her zaman uyguladım. Duyguların Rengi’ni seyredince de bu sözü hatırladım. Kendime bir rol seçtim. Eugenia Phelan. Ne mi yapıyor? Zenci hizmetçilere zulmeden ırkçı beyaz kadınların zulümlerini, farklı isimlerle yazarak deşifre ediyor.  Hizmetçilere son derece kibirli ve ilkel bir tutum sergileyen bu kadınlar,  hal ve hareketlerinin bilinmesini istemiyorlar. Çünkü dış dünyaya medeni görünmeye çalışıyorlar. Bunun için yazılanların kendileri ile bir alakası olmadığını ispata çalışıyorlar.  İlginç değil mi? Mobbingde de böyle. Mobbing ehli, kendi güç alanları dışındaki dünyaya inanılmaz pozitif görünürler. Kibardırlar, terbiyelidirler, sempatiktirler. Hiç ihtimal vermezsiniz seçtikleri mobbing mekânında birer canavar olduklarına.

Kitap ve filme aşina olduktan sonra aklıma bir fikir geldi. Şahit olduğum ve dinlediğim mobbing zorbalarının hikâyelerini ve ilkelliklerini yazmak. Mobbing zorbaları, yaptıkları kendi güç alanında kaldığı için, dışarıya şirinleri oynarlar. Yaşadıkları yer veya çalıştıkları işyerinde, zorbalık yapmak normaldir. O dünyanın dışına çıktıklarında sorun başlar. Evlerine döndüklerinde başlar. Çocuklarına, sevdiklerine fazilet gösterisi yaptıklarında başlar. Siz hiç, “Çalıştığım işyerinde mobbing yapıyorum. Bana itaat etmeyenlere, herkesin küsmesini sağlıyorum. Ellerime sağlık.” diyen bir insan tanıdınız mı? ” İşyerinde bilgi-işlem sorumlusuyum. Canımın istemediğine bilgisayar vermiyorum.” diye övünen bir idareci ya da ” Benim emrime girmediği için filanca komşuyu canından bezdirip taşınmasını sağladım.” diye itiraf eden bir site yöneticisi tanıdınız mı? Mümkün değil. İtirafları kendi çeteleri içindedir ya da sırf kendi içlerindedir.

Temelde mobbingin yani psikolojik tacizin, ilkel ve insanlık dışı olduğunu zorbalar da biliyor. Dolayısı ile ” Ben tacizciyim.” demeleri imkânsızdır. İşte mobbing zorbalarının en zayıf tarafı bu. Zorba ve ilkel olarak bilinmek istenmiyorlar. Kendilerini kandırdıkları gibi toplumu da kandırıyorlar.

Onları direkt isimleriyle anlatmak riskli bir iş. Hukuk henüz tam anlamıyla mağdurun yanında değil. O halde onları toplumun vicdanına sunmak lazım. Bilinsinler. Tarihe geçsinler. İsimleriyle olmasa da yaptıklarıyla. Yazılanlarda kendilerine ait ipuçlarını gördüklerinde paniklesinler ve çevrelerine” Ben değilim.” diye ispata çalışsınlar.

İlk mobbing hikâyem,” aşağıdakiler-yukarıdakiler” olacak. Üst katta çalışanların, alt katta çalışanları aşağıladıkları bir işyerini anlatacağım. Nerede mi? Papua Yeni Gine’de. Yani Türkiye ile bir alakası yok.

Sizler de başınızdan geçen ya da şahit olduğunuz psikolojik taciz hikâyelerini ve bunu yapan tacizcilerin özelliklerini bana gönderirseniz memnuniyetle isim kullanmadan yazarım.

Mail adresim, kerimeyildiz@gmail. com

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz. Daha fazla bilgi için Çerez Politikası
X