Anasayfa / Arşiv / Üniversitelerde “akademik mobbing” rezaleti

Üniversitelerde “akademik mobbing” rezaleti

Mobbing İle Mücadele Derneği Başkanı Hüseyin Gün, Türkiye’de en fazla mobbing’in üniversitelerde olduğunu akıl almaz örneklerle açıkladı. Üniversitelerde mobbing’in ortadan kaldırılması için, bu suçtan hüküm giyen üniversitelerin teşhir edilmesi, derecelerinin düşürülmesi, kaynaklarının kesilmesi ve akademik terfilerin objektif kriterlere bağlanması önerildi.

Tarih: 10 Eylül 2011, 16:16

Mobbing İle Mücadele Derneği Başkanı Hüseyin Gün, Türkiye’de en fazla mobbing’in (yıldırma, bezdirme) üniversitelerde olduğunu bildirdi. Üniversitelerde mobbing’in ortadan kaldırılması için, bu suçtan hüküm giyen üniversitelerin teşhir edilmesi, derecelerinin düşürülmesi, kaynaklarının kesilmesi ve akademik terfilerin objektif kriterlere bağlanması önerildi.Dernek yönetim kurulu üyeleriyle birlikte bir basın toplantısı düzenleyen Hüseyin Gün, “Mobbing’in akademiği mi olurmuş demeyin. Araştırmalar mobbingin en yaygın olduğu ortamın akademi olduğunu ortaya koyuyor”dedi. “Bilim yuvaları nasıl oluyor da mobbing in çöreklendiği yuvalar haline geldiğini” herkesin merak ettiğini ifade eden Gün, bunun başlıca nedenlerinin akademik eğitimdeki “usta-çırak” ilişkisinin ve buna bağlı olarak “ben yaptım, oldu” zihniyetinin hakim olmasının yattığını belirtti.

Bir profesörün rektör olmadan önce diğer profesörlerin meslektaşı, arkadaşı iken, rektör olduktan sonra “sırça köşkte”, “herşeyi en iyi bilen”e dönüştüğünü belirten Gün’e göre; üniversitelerdeki mobbing’in nedenleri şöyle:

BAŞARILI KADINLAR KISKANILIYOR

İdeoloji: Türkiye’de ideolojilerin çatıştığı alanlardan biri üniversitelerdir. Üniversitelerin düşünce ve ifade özgürlüğünün en fazla olması gereken yerler olmasına karşın karşıt görüşe tahammülsüzlük, ideolojik eksende gruplaşmalara yol açmaktadır. İdeolojilerine göre kişiler ötekileştirilmektedir.

Cinsiyet: Üniversitelerde kadına karşı cinsiyet ayrımının olmaması gerekirken kadınların böyle bir ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaları hem çalışma iklimini hem de psikolojik durumlarını olumsuz etkilemektedir. Başarılı kadınların kıskanılması ve mobbing sürecinde kolay yıldırılabileceği düşüncesi, kadınların duygusal ve fiziksel olarak daha zayıf algılanmasından kaynaklanmaktadır.

Ast-üst ilişkisi: İlki yönetici ve yönetici olmayanların oluşturduğu ast üst, ikincisi ise akademik  ünvanların ortaya çıkardığı ast üst ilişkileri olmak üzere iki çeşittir.
Yöneticiler, kanunlar ve yönetmeliklerde açıkça belirtilmeyen konularda takdir yetkisi kullanırken keyfi uygulamalara girmektedir. Kendilerine ideolojik olarak yakın bulduğu kişilere aynı kuralı farklı uygularken ötekileştirdiği kişilere daha farklı uygulayabilmektedir.

Hizmet sürelerinin uzatılması konusundaki uygulamalar bu sorunlara tipik örnek oluşturmaktadır.

Karar süreçleri: Yönetim Kurulu, Fakülte Kurulu, Enstitü Kurulu, Üniversite Senatosu gibi yönetim organlarında muhalefet eden, edebileceği düşünülen, sorgulayan üyeler baskılanmakta, dışlanmakta, istifaya zorlanmakta ve örtülü tehditlerle yıldırılmaktadır.

REKTÖRLERİN BÜYÜK AYIPLARI

Rektörlük seçimleri: Rektörlük seçim sürecine girildiğinde gruplaşmalar da belirgin hale gelmektedir. Bunun sonucunda;

– Seçim sürecinde iktidara gelen yönetimi desteklemeyenlerin çalışmaları daha sonraki süreçlerde engellenmekte ve kendilerine görev dağılımlarında yeni görevler verilmemektedir. Eski görevleri de ellerinden alınmaktadır.

-Talep ettiği konferans izinleri, mesleki geziler, araştırma projeleri gibi etkinliklerde bulunmaları engellenmektedir.

-Düzenlemek istedikleri kongre, panel gibi etkinliklere de hiç destek verilmemektedir.

-Fiziki çalışma koşulları zorlaştırılmaktadır. Çalışma odaları, laboratuarları, ameliyathane gibi olanakları ellerinden alınmaktadır.

-Yüksek lisans öğrencileri ve doktora öğrencileriyle tez yazmaları dahi engellenmektedir.

-Kimi zaman da öğrenciler de yıldırılan hocaya karşı kışkırtılmakta, öğretim elemanının özel yaşantısına ilişkin gizli bilgiler öğrencilerle paylaşılmaktadır.

-Sonuçta bizi desteklemeyenler bizden değildir anlayışı ile başka üniversitelere geçmeleri için baskı yapılmaktadır.

AYRIMCILIĞIN BÖYLESİ

Ders dağılımları: Ders dağılımlarında adalet ve uzmanlık ilkesinden uzaklaşılmaktadır. Yıldırılan kişilerin derslerinin ellerinden alınması veya olması gerekenden daha az ders verilmesi sağlanmaktadır. Alan dışı derslere girmeye zorlanması, girdiği derslerin sürekli başka derslerle değiştirilmesi gibi akademik kurallara uymayan davranışlar sergilenmektedir. Ders saatlerinin keyfiyete göre düzenlenmesi ile bazılarının işi kolaylaştırılmakta, yıldırılmak istenen kişiler de zor durumda bırakılmaktadır.

Menfaat çıkar ilişkileri: Vize ve final sınav gözetmenlikleri, öğrenci danışmanlık görevleri dağıtılırken eşit uygulamalardan uzaklaşılmakta, ötekileştirilen kişilere daha fazla görev verilmektedir.

Akademik Jüriler: Öğretim üyelerinin atanması ve yükseltilmesinde, dosyalarının, yayınlarının incelenmesi sürecinde, doçentlik sınavının ilk aşamasını oluşturan yayın değerlendirmesi ve ikinci aşaması olan sözlü sınav aşamasında görevlendirilen jürilere baskı yapılması, jüri üyelerinin tehdit edilmesi yoluyla yıldırılan kişinin haklarının ve başarısının engellenmesi söz konusudur. Bu yıldırma uygulamaları kimi zaman yıllarca sürmektedir.

BU KADARI DA OLMAZ

Üniversitelerdeki mobbing’e uğrayan akademisyenlerin yapılan saldırılara karşı kendini koruma çabası ile bütün enerjisi ve motivasyonlarını yitirdiğini vurgulayan Hüseyin Gün, mobbing’in hangi boyutlara ulaştığını şöyle anlattı:

“Üniversitelerde mobbing, üst yönetimlerin bilgisi ve hatta bazen de yol göstermesi ile uygulanmaktadır. Yıldırı eylemleri içinde yer alanlar, yönetim sayesinde daha da güçlenmekte ezilen, hakları ellerinden alınan mobbing mağdurlarının başka üniversitelere geçmesine dahi  engel olmaktadır. Mağdurun geçmek istediği üniversitedeki yandaşlarla temas kurularak, her türlü karalama ve iftira kampanyaları uygulanmaktadır. Üniversitelerde adeta şu kural işlemektedir: ‘Sadece ben yapayım, bir başkası yapmasın; ya da ben yapmasam bile diğeri yine yapamasın.’ Üniversitelerde yaşanan ben ve öteki arasındaki ayrıştırma bu kadar açık uygulanmakta ve ulaştığı boyut da kabul edilemez düzeydedir.”

Araştırma görevlilerinin, doktoralarını tamamladıklarında yardımcı doçent kadrolarına atanmasında büyük bir çifte standart olduğunu, rektör ve dekanların sevmediği asistanların yıllarca bekletildiğini vurgulayan Gün, aynı durumun doçentler için de geçerli olduğunu söyledi.

Dersle ilgili uzmanlığı ve yayınları olan öğretim elemanı derse sokulmazken, konuyla biraz ilgisi olan öğretim elemanı, kimi zaman sadece ek ders ücreti alabilsin diye derse girmekle görevlendirildiğini sözlerine ekleyen Gün, araştırma projesi desteklerinde benzer ayrımcılığını yapıldığını vurgulayarak,“Üniversitelerde araştıran, sorgulayan, haksızlıkları dile getiren eleştiren öğretim elemanlarının projesi desteklenmez, kadro alamaz, ders veremez, idari görev alamaz, varsa lojman olanağı tanınmaz” dedi.

Gün, üniversiteleri üniversite olmaktan çıkartan mobbing’in önlenmesi için şu önlemlerin alınmasını önerdi:

– Üniversitelerin yükselme atama kuralları ve Uygulamaları sıkı bir denetime ve şeffaflığa tabi olmalıdır. Profesörlüğe ve doçentliğe yükseltme kriterleri net olarak belirlenmelidir. Bağımsız juriler belirlenmeli ve bu  jüri tarafından belirlenen öğretim üyesi, “doçent” ünvanını alır almaz kadroya alınmalıdır
– Profesörlüğe atanırken de benzer uygulamalar yapılmaktadır. Mevcut durumda üniversitenin kadrosu varsa, ilan edilmekte , ama kadro üniversitelere sınırlı sayıda verildiğinden, kimin o kadroya atanacağı önceden belirlenmektedir
– Mutlaka ayrıntılı bir mobbing kanunu çıkarılarak mobbing’ten hüküm giymiş üniversitelerin kaynaklari kesilmeli, ilan edilmeli, ve universitelerin dereceleri düşürülmelidir
– Etkili bir ombudsmanlık kurumu oluşturarak, taraflar arasında uzlaşma sağlanabilir. Ombudsmanın yeterli olamadığı ya da olayın iyice hukuk dışına çıkmış olduğu durumlarda mobbing uygulandığı iddia edilen kurumdan bağımsız bir denetleme sistemi devreye girmelidir.

Hakkında mobbing

-Haber İlginizi Çekebilir

Kanuna Aykırı Sözleşme Hükümleri Geçersizdir

Bir çalışanın işe girerken imzalayacağı sözleşmede “işyerinden ayrılması durumunda tazminat ödenmeyecek” yönünde bir hüküm bulunabilir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir