Anasayfa / Arşiv / İŞKENCE-EZİYET- GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇLARI

İŞKENCE-EZİYET- GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇLARI

 “MOBBİNG İNSAN HAKLARI İHLALİDİR.”

MOBBİNG”    VAKIALARININ

İŞKENCE-EZİYET- GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇLARI AÇISINDAN İRDELENME ZORUNLULUĞU ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER[*

Avukat Ayşen GÜLER

Yıldırma,literatürde ve uygulamada sık bilinen ismi ile mobbingişyerinde genelde bir kişiyi hedef alan sistemli olarak tekrarlanan ve ahlaki olmayan, düşmanca davranış biçimidir. Amaç hedef alınan kişiyi kızdırmak, sindirmek yıldırmak, çaresiz bırakarak işten ayrılmaya zorlamaktır.

Türk hukuk sisteminde şimdilik tazminat davaları ile gündemde olan “mobbing” olgusu henüz yeteri derecede işlenmemiş ve ihlalin madğurlar açısından ağır sonuçları olmasına rağmen idari cezai- hukuki sonuçları üzerinde yeterince durulmamıştır.

 

Yapılan araştırma sonuçları kişilerin “mobbing” in hukuki yollarla çözümlenemeyeceğine inandıklarını göstermektedir.  SÜREKLİLİK ARZEDEN, RENCİDE EDİCİ VE İTİBARSIZLAŞTIRMAYA YÖNELİK VE MAKUL/somut BİR NEDENLE AÇIKLANAMAYAN yıldırı eylemleri karşısında bireyler sorunun esasına temas eden- tatmin edici hukuki sonuçlar elde edememektedir.

Tam da bu nedenle, mobbinge maruz kalan ve kamu gücü kötüye kullanılmak suretiyle temel hakları ihlal edilen kişilerin bir çıkış bulamadığı, mobbing ile mücadele yöntemlerinin ülkemiz özelinde yeterince gelişemediği, kişilerin mobbing uygulayan idare/idarecilere güvenmediği gibi yargı mercilerinin de sorunun anlaşılmasında- çözümünde yetersiz olacağını düşünerek çoğu zaman psıkolojileri daha da bozulmuş hale gelerek sessiz kaldığı görülmektedir.

 

Mobbing mağduru – kamu sektöründe görev yapmakta ise istisnasız- yoğun stres altında, gün be gün yıpratılarak, kariyer imkânları engellenerek, psıkolojisi tüketilmiş bir şekilde “yaşamaya” mahkûm edilmektedir.

 

İlk anda özel sektörü ve mülkiyet sahibi “işverenlerin” zorbalığını çağrıştırsa da, özel sektörde çalışanlara karşı uygulanan mobbing kanaatimizce buz dağının görünen yüzüdür. Ülkemiz özelinde buz dağının görünmeyen kısmı KAMUDA MOBBİNG’ dir.

 

Nitekim, Türkiye’de tacize uğrayanların Avrupa ülkelerine oranla çok daha fazla olduğu,  çünkü Sindirme, Yıldırma, Yalıtma Ve Aşağılama yoluyla psikolojik olarak tüketilen kişinin işten çıkarmaya zorlamanın bir yönetim biçimi olarak benimsendiği yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur.

Mobbing teşkil eden eylemlerin ülkemiz özelinde bilhassa kamuda yoğunlaşmasının nedeni;  yıldırmanın belirli kültürel seviyedeki insanlar arasında uygulanması ve bu kişilerin açık saldırıları kendilerine yakıştıramadığı için makam ve görevin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle duygusal saldırıda bulunmak yolunu seçtiği şeklinde açıklanmaktadır.

HUKUKİ SÜREÇTE YAŞANAN GELİŞMELER

 

Ülkemizde “mobbing” olgusunun tanınması ve mobbing ile mücadelede toplumun, yöneticilerin, tüm kamu kurumları ve yargı mercilerinin duyarlılığının artırılmasında Mobbing İle Mücade Derneği’nin fedakâr çalışmaları son derece etkili olmuştur[†].

 

Mağdurlar, sivil toplum derneklerinin iyileştirici ilk faydası sonucu derneğe ulaşmakla en azından yalnızlıklarından sıyrılmıştır.

Uygulamanın, gerek özel sektörde gerekse kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların temel insan haklarını ihlal eden, kurumları yozlaştıran ve fakat görülmeyen duyulmayan ancak içten içe kişilere ve kamuya büyük zararlar veren bu sorunu ile ilgili olarak, İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi konulu 2011/2 sayılı Başbakanlık Genelgesi yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.  Konu ile ilgili emredici ve idari yaptırımlar öngören mevzuat çalışmaları da devam etmektedir.

1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren  6098 sayılı Türk Borçlar  Kanununda da MOBBİNG hakkında düzenlemeye yer verilmiş, .  “İşçinin Kişiliğinin Korunması” başlıklı 417.maddede kavram Türkçeleştirerek “Psikolojik Taciz”  olarak adlandırılmıştır.

Mobbing Türk Ceza Kanunu’nda doğrudan düzenleme altına alınmamıştır. Ancak mobbing söz konusu olduğunda  işkence, eziyet, cinsel saldırı, hakaret,tehdit , yaralama, görevi kötüye kullanma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma vb. suç tipleri uygulama alanı bulabilmektedir.

Toplumsal olarak ve birey hak ve özgürlüklerini doğrudan ilgilendirmesi nedeniyle kanunkoyucunun  “mobbing”  “yıldırı”  teşkil eden eylemleri ayrıca ve açıkça tanımlaması ve suça özgü bir yaptırım öngörülmesinin, “ suçun tanımlanmasının”  mağdurlar açısından pek çok faydası olacağı, suçun failleri için ise “ caydırıcı” etkisi olacağı kanaatindeyiz.

Bu yazıda mobbing olgusunun işkence, eziyet ve görevi kötüye kullanma suçları ile örtüşen yanlarına kısaca değinilecektir.

MOBBİNG OLGUSU İLE İŞKENCE SUÇU örtüşebilir mi?

 

Kuşkusuz örtüşebilir.

İşkence suçu Türk Ceza Kanunu’nun 94.maddesinde düzenlenmiştir TCK 94. maddede düzenlenen işkence suçunun faili yalnızca kamu görevlileri olabilmektedir:

“Madde 94- (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç

yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Suçun;

a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,

b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla, İşlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.

(5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.

(6) (Ek: 11/4/2013-6459/9 md.) Bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemez.”

 

İşkence ile ilgili olarak resmi veya özel metinlerde çeşitli tanımlar verilmiştir. Konuyu özel olarak düzenleyen 10.02.1984 tarihli (İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsanî veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi) nin birinci maddesinde yer alan tanıma göre:

’İşkence terimi bir şahsa veya üçüncü bir şahsa, bu şahsın veya bir üçüncü şahsın işlediği veya işlediğinden şüphe edilen bir fiil sebebiyle, cezalandırmak amacıyla bilgi ve itiraf elde etmek için veya ayrım gözeten herhangi bir sebep dolayısıyla bir kamu görevlisinin veya bu sıfatla hareket eden bir başka şahsın teşviki veya rızası veya muvaffakatıyla uygulanan fiziki veya manevi ağır acı veya ıztırap veren fiil anlamına gelir.’’

 

İşkence suçları yönünden sistematik olarak ve belli bir süreç içinde gerçekleşmiş olma kriteri, aynı aynı hareketin tekrarlanması olarak anlaşılmamalıdır. Farklılık gösterse bile belli bir süreç içerisinde uygulanan hareketler bir bütün olarak kişinin, ( bedensel veya ruhasl yönden acı çekmesine) ( algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine) veya ( aşağılanmasına) yönelikse işkence suçu oluşur.

Kanunun lafzında da açıkça görüldüğü üzere suç değerlendirmesinde kalıplaşmış hukuki görüşlerden ayrılmak ve işkencenin kamu görevlisinin fiziki şiddetinden ibaret sayılması şeklindeki müstekar uygulama ile bağlı kalmamak gerekmemektedir.

           

İşkenceyi maddi bütünlüğe yönelmiş sistematik eylemlerden ibaret sayan görüşün aksine,  madde metninde yer verilen mağdurun “ ruhsal yönden acı çekmesine” neden olan kasten ve görevin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle sürekli ve sistematik şekilde uygulanan eylemler ile “MANEVİ” İŞKENCE  suçunun subut bulacağında şüphe edilmemelidir.

 

İşkence suçunun neden işlendiğinin ise bir önemi bulunmamaktadır:

Belli bir sistem dahilinde ve sürekli  mağduru psıkolojik olarak tüketmeye yönelmiş davranışlar bütünü olan mobbing eylemleri yönünden işkence suçunun oluşup oluşmadığı titizlikle değerlendirilmelidir.

 

MOBBİNG OLGUSU İLE EZİYET SUÇU örtüşebilir mi?

 

Kuşkusuz örtüşebilir. İşkence suçu Türk Ceza Kanunu’nun 96.maddesinde düzenlenmiştir TCK 96. maddede düzenlenen eziyet suçunun faili herkes olabilir:

MADDE 96– (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Yukarıdaki fıkra kapsamına giren fiillerin;

a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,

b) Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya da eşe karşı,

İşlenmesi halinde, kişi hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

 

Anayasanın 17/3 maddesinde de dayanağını bulan bu hüküm 765 sayılı TCKda bulunmuyordu.

Eziyet, madde gerekçesinde;

’…eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuru ile bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, tehdit, hakaret, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler.’’

Şeklinde açıklanmaktadır. Sayılan suçların eziyet niteliği kazanabilmesi için ani ve kopuk aralıklı değil, belirli bir süreç içinde sistematik, yani devam eden ve edeceği belli olan bir tarzda gerçekleştirilmeleri gerekir.

Bu hareketler önceden bir plan veya tavır çerçevesinde fail tarafından hesaplanır ve az çok bir süreklilik içinde gerçekleştirilir. Böylece süren ve sürmesi beklenen bu eylemlerin etkisinin, bağımsız olarak işlenmeleri halinde oluşacak etkiden daha büyük yıkımlara yol açtıkları bilindiğinden eziyet suçunun cezası anılan suçların cezalarına göre artırılmış ve suçun soruşturması ve kovuşturulması şikâyete bağlı tutulmamıştır.

Eziyet, bedensel acı veren hareketlerle gerçekleştirilse bile daha çok insan onurunu rencide eden, aşağılamayı değersizliği hedefleyen davranışlar bütünü olarak belirmekte, suçun özellikleri mobbing teşkil eden eylemler ile birebir ötrüşmektedir.

 

MOBBİNG İLE GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU ARASINDAKİ İLİŞKİ:

Görevi kötüye kullanma suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde kamu idaresinin güvenirliğine ve işleyişine karşı suçlar başlığı altında düzenlenmiştir:

 

MADDE 257- (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu

görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)

 

Suçun hukuki konusu kamu faaliyetinin eşitlik, adalet ilkelerine uygun olarak yürütüldüğüne dair toplumdaki güvendir. Kamu idaresinin güvenirliği ve işleyişini zarara uğratan hareketlerle suç oluşacaktır.

Bu tür suçların işlenişinde görevin verdiği yetkinin yasaya aykırı bir şekilde kullanılması söz konusudur. Ya da yetkinin yasal olarak kullanılması gerektiği halde hiç kullanılmaması veya yetersiz zamansız kullanılması söz konusu edilmektedir. Hareket noktası olarak alınması gereken ‘’yetkinin kullanılması veya kullanılmaması’’dır.

Böylece hükümle, bu güven korunmak ve bu ilkeler yanında kamu idaresinin gerekleriyle bağdaşmayan davranışlar önlenmek istenmiştir.

Anayasa’nın 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Bu maddede yer alan ve Devlete hakim olan ilkelerden birisi olan “demokratik hukuk devleti” ilkesi, hukuka bağlı, istikrarlı bir özgürlük rejimini ifade eder. Anılan ilkenin doğal sonucu, Devletin tüm etkinliklerinde hukukun egemen olması ve hukuk kurallarına uygun davranılmasıdır.

Sonuç Yerine;

Mobbing;       

Bir işyerinde hedef seçilen bir çalışana veya bir gruba karşı, asıl maksat gizlenerek, bir kişi ya da bir grup tarafından insan onuru ile bağdaşmayan kınanacak eylem ve işlemlerle belirli bir süre tekrarlanan ve/veya sistematik olarak hukuk ve etik dışı yollarla yapılan ve mağdurun psikolojik, fiziksel, ekonomik veya sosyal statüsünde olumsuzluklar meydana getiren uygulamaların bütünüdür.

          Mobbing ile mücadelede yargı mercilerinin ve hukukçuların duyarlılıklarının artırılması, alelade suçlardan ayrı olarak süreçte uygulanan eylemlerin münferit özelliklerinden çok bir sistem dahilinde, uzun süre ve kurumların gücü de aracı kılınarak mağdura yaşatılan travmanın bir bütün halinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

        Mobbing olgusu, hukuk mahkemelerinin ardından soruşturma makamlarınca, ceza mahkemelerince,idari yargı mercilerince de tartışılmalı,  en azından tartışılmalıdır.

        Saygılarımızla,



[*] Bu makalede ticari amaçla kullanılmadıkça, yazarın iznine gerek olmaksızın  alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:

“Mobbing”    Vakıalarının İşkence-Eziyet- Görevi Kötüye Kullanma Suçları Açısından İrdelenme Zorunluluğu Üzerine Değerlendirmeler” başlıklı makalenin tüm hakları yazarları Avukat Ayşen GÜLER ve Avukat Metin ÖZDERİN’e  aittir ve makale, yazarı tarafından Özderin Avukatlık Bürosu (http://www.metinozderin.av.tr ) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

[†] Mobbing ile Mücadele Derneği hakkında daha fazla bilgi için bkz. http://www.mobbing.org.tr/

Hakkında mobbing

-Haber İlginizi Çekebilir

Kanuna Aykırı Sözleşme Hükümleri Geçersizdir

Bir çalışanın işe girerken imzalayacağı sözleşmede “işyerinden ayrılması durumunda tazminat ödenmeyecek” yönünde bir hüküm bulunabilir …

Yorum

  1. ığdır’da veya iilerde derneğinizin temsilcileri olamazmı? Ben 2-3 kez form doldurdum sonuç yok. ığdır devlet hastanesinde mobiing had safhada çözümmmmmmmmm

  2. hatice Çınar

    Merhabalar, geçen hafta sitenizde tez ve makalelerin özet ve isimlerini görebiliyordum ve bu konudaki yapılan bilimsel çalışmalara kolaylıkla ulaşabiliyordum ben mi bulamıyorum yoksa kaldırdınız mı yardımcı olur musunuz saygılarımla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir