Anasayfa / Arşiv / HAYAT O KADAR GÜZEL Kİ…

HAYAT O KADAR GÜZEL Kİ…


Hüseyin GÜN
Mobbing ile Mücadele Derneği Genel Başkanı

Bu yazıyı, hasta halimle ve son derece romantik, hatta, santimantal bir ruh haliyle yazıyorum.  Yatmaktan sıkılıp, kalktım ve çiçeklerimi suladım. Küpe çiçeği çıldırmış, petunyalar ve sardunyalar rengarenk. Derdime düşünce susuz kalmışlar. Maalesef, su içmeyi çok seven çocuklarıma , çiçek sulamayı layıkıyla öğretemedim. Sonra bir sigara yakıp seyre koyuldum. Sigara dediysem leb keyfi. Ciğerlerimin hiç düşmanı olmadım. İki tane serçe gelip, balkona koyduğum kırıntıları yemeye başladı. Aman Allah’ım ne saadet. Daha dün, hastanede acilen müdahale edilince, gözlerimden süzülen yaşlar, bugün, bu güzellikleri fark ederek tekrar süzüldü. Yerimden kalkarsam büyü bozulacak korkusuyla, bilgisayarı ufaklıktan istedim.

Hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığına inananlardanım. Pazar sabahı, mahallemizin simitçisi, apartmanın önünde bir hayli seslendi. Oralı olmadım. Birden, aklıma yıllar önce okuduğum bir yazı geldi.  Adamın birisi, sert bir kış akşamı yaşadığı  olayı anlatırken, kestanecinin de bahsi geçiyor. Dinleyen, “ kestane aldın mı?” diye soruyor.  Konu ile alakası olmadığı için şaşıran adam “hayır” diyor. “ Ne yani, sen o kışta kıyamette, o kadar emek sarf edip, rızkı için kestane satan adamdan 50 gram kestane alamadın mı?”  diye teessüf ediyor.  Hemen balkona çıkıp simit aldım. Simitçi duası deyip geçmeyin.  Ertesi gün hastanelik oldum ve yetişen bir dua ile şifa buldum.

Çok sevdiğim bir kadın yazardan mülhem bir fikrimi paylaşmak istiyorum. İnsanlar iki sınıftır. Birbirlerine zehir akıtanlar, bal akıtanlar. Bu sadece insanlar için geçerli değil tabi. Bir arkadaşınızın derdine derman olmak da bal akıtmaktır, kuşlar için balkona koyduğunuz ekmek kırıntıları da. Bizim kültürümüzde dua bile farklıdır. Allah’dan iyi bir şey isteyince, önce herkes için istenir. “ Cümlesiyle, içi sırada bize” cümlesini çoğunuz yaşlılardan duymuşsunuzdur.  Önce başkalarına, beraberinde bize. Bazı insanlar, dua ederek, nasihat ederek ya da yazıp-çizerek  hayatın güzel yanlarını gösterirken; bazıları, hayatın şeytani ve fitne-fücur taraflarını gösterir. Hem kirlenir, hem kirletirler. Üzülmezler, üzüntü nedir bilmezler. Üzmekten, üzülmeye vakitleri de kalmaz zaten.

İşte böyle, hayata arı gibi bal akıtmayı seven insanları tanımak ve okumak lazım. Benim en sevdiğim hikayelerden birisi, Ömer Seyfeddin’in  “Bahar ve Kelebekler” hikayesidir. Hikayede yaşlı nine, torununun , dışarı çıkıp baharın tadını çıkarmak varken, neden karamsar kitaplar okuduğunu sorgular. Eskiden, nasıl neşeli yaşadıklarını anlatır. Hikayeyi okuyunca, insanın canı hemen kırlara çıkıp kelebek falı tutmak tutmak istiyor. Tabiatle, toprakla, kuşlarla, börtü böcekle aramıza mesafe koydukça mutsuz oluyoruz. Karamsarlığımız artıyor. Birbirimizle uğraşıp, güzellikleri kaçırıyoruz.

Bir güzel örnek de günümüzden. Mustafa Kutlu’nun son çıkan kitabı “Hayat Güzeldir”’i  okumanızı  ısrarla tavsiye ediyorum. İlk hikayede, çarpıldım. Kalp gözüyle okuyun lütfen. Gönül çeşmesinden bal akıtıyor.

Madem, baldan ve zehirden bahsettik. Konuya uygun bir beyitle bitirelim.

Her acıda şifa vardır, zehirden gayri

Her tatlıda zehir vardır, baldan gayri

Hakkında mobbing

-Haber İlginizi Çekebilir

Kanuna Aykırı Sözleşme Hükümleri Geçersizdir

Bir çalışanın işe girerken imzalayacağı sözleşmede “işyerinden ayrılması durumunda tazminat ödenmeyecek” yönünde bir hüküm bulunabilir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir