Anasayfa / Arşiv / Baş Ombudsman: TÜİK uzmanına mobbing uygulandı!

Baş Ombudsman: TÜİK uzmanına mobbing uygulandı!

Baş Ombudsman: TÜİK uzmanına mobbing uygulandı!

Baş Ombudsman Nihat Ömeroğlu, tecrübesi dışında bölümde çalıştırılan, yıllık izin talebi reddedilen, başka ile atanan ve uyarma cezası verilen Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) uzmanına “mobbing” uygulandığı sonucuna vardı.

Baş Ombudsman: TÜİK uzmanına mobbing uygulandı!

AA

TÜİK Başkanlığında Uzman olarak görev yapan A.K, “tehdit, aşağılama, mobbing ve benzeri davranışlara planlı ve sürekli maruz bırakıldığını ve sonuçta doktora eğitimine devam edebilmek için görevinden istifa etmek zorunda kaldığını” belirterek, Kamu Denetçiliği Kurumuna (KDK) şikayette bulundu.

Uzman olarak görev yaparken “aşağılayıcı ifadelere maruz kaldığını, başka ile sürülmek ve disiplin cezası verilmekle tehdit edildiğini” ileri süren A.K, haksız yere uyarma cezası aldığını iddia etti.

Hiçbir tecrübesi olmadığı halde kablo kontrolü için 3 kez yıldırma amacıyla görevlendirildiğini öne süren A.K, şikayet dilekçesinde, 6 aylık süreçte yıllık izne ayrılma talebinin de reddedildiğini, aldığı 4 günlük sağlık raporunun da uygun olup olmadığı konusunda görüş istendiğini anlattı.

Ankara’da doktora öğrencisi olmasına rağmen personelin yeterli olmaması gerekçe gösterilerek başka bir ile atandığını, tecrübesi olmadığı birimde görevlendirilmesi nedeniyle mesleğini yapamayacağı inancı ve Ankara’da süren eğitimi gerekçesiyle istifa etmek zorunda kaldığını belirtti.

TÜİK’in cevabı

KDK, şikayetçinin iddialarıyla ilgili TÜİK Başkanlığından bilgi belge talebinde bulundu.

Kurumun gönderdiği yazıda, mesai saatlerine uymayan personel hakkında disiplin işlemlerinin başlatıldığı, bunun sadece A.K’ye yönelik bir işlem olmadığı belirtildi.

Kurumun yazısında, iki personelin daha mesaiye geç gelme ve erken çıkma alışkanlığı nedeniyle disiplin cezasıyla uyarıldığı, bu durumun A.K’nin şahsına yönelik kasıtlı bir uygulama olmadığı savunuldu.

Baş Ombudsman, şikayetçiyi haklı buldu

Şikayeti ve kurum yazısını inceleyen Baş Ombudsman Nihat Ömeroğlu, uzman A.K’yı haklı bularak, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’na “tavsiye kararı” gönderdi.

Tavsiye kararında, mobbingin, “İş yerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan, mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren, kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlandığı belirtildi.

Kararda, mobbingin unsurlarının, “iş yerinde gerçekleşmesi, sistemli şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması” şeklinde sayıldığı kaydedildi.

Tavsiye kararında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (mobbing) ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu’ndan da alıntı yapıldı.

Raporda, psikolojik tacize maruz kalan bireylerin, bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabildiklerinin belirtildiği ifade edildi.

Rapora göre, bir olguya iş yerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için “davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması ve bunun tekrarlama sıklığı ve uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması” gerektiği belirtildi.

Raporda, mobbinge neden olabilecek idari işlemlerin, geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayıldığı aktarıldı.

“Devlet çalışanlarını korumak için gerekli tedbirleri alır”

Tavsiye kararında, Anayasa ve ilgili mevzuat gereği devletin, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlayacağı, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı vurgulandı.

Ulusal mevzuatta, devletin, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranacağı, amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanacağının hüküm altına alındığı da hatırlatıldı.

Herhangi bir disiplin cezası yok

Kararda, şikayet konusu olayların değerlendirilmesinden, 2008 tarihli onayla TÜİK Uzman Yardımcısı olarak göreve başlayan şikayetçinin bu tarihten itibaren iddiaların başladığı 2013’e kadar hiçbir sorun yaşamadığı kaydedildi.

Yeterlilik sınavında başarılı olarak Uzman olmaya hak kazanan şikayetçinin herhangi bir disiplin cezası almadığının tespit edildiği belirtildi.

Yargıtay, İdare Mahkemesi ve Danıştayın “mobbing”e ilişkin kararlarına da yer verilen tavsiye kararında, buna göre, mobbingin varlığı için kişilik haklarına yönelik haksızlığın yeterli olduğu, bu konuda kesin ve mutlak bir ispatın aranmayacağı vurgulandı.

Yargı kararlarına göre, kişinin mobbing uygulandığına dair kuşku uyandıracak olguları ileri sürmesinin ve vicdani kanaatin oluşmasına yetecek kadar bir ispatın yeterli olduğu, bu konuda aksini ispat külfetinin idareye düştüğüne işaret edildi.

“Şikayetçiye mobbing uygulanmıştır”

Tavsiye kararında, “İlgili yargı kararları ve ulusal mevzuat birlikte ele alındığında, somut olay açısından şikayetçiye mobbing uygulandığı sonuç ve kanaatine varılmıştır” ifadesine yer verildi.

Şikayetçinin işe geç geldiği zamanlar mesaiyi gecikmeli tamamladığı, bunun da iyi niyetinin göstergesi olarak değerlendirilebilecekken, geçmiş hizmetleri ve daha önce bir disiplin cezası almaması gözetilmeksizin idare tarafından uyarma cezası verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu tespitinde bulunuldu.

A.K’ye 6 ay boyunca yıllık izin kullandırılmamasıyla ilgili kamu yararı koşullarının oluşmadığı sonucuna varılan kararda, TÜİK gibi büyük bir kurumda A.K’nin istediği tarihlerde izin kullandırılması halinde idarenin işlerinin aksayacağı yönünde somut bir delil de ortaya konulamadığı ifade edildi. Bu nedenle idarenin bu yöndeki açıklamalarının yeterli görülmediği kaydedildi.

Haksız yer değişikliği

Şikayetçinin, görev yaptığı birinci bölgedeki 8 yıllık zorunlu çalışma süresini doldurmadığı, herhangi bir yer değişikliği talebinde de bulunmadığı belirtilen kararda, bulunsa dahi ancak aynı bölge içinde yer değişikliğinin yapılabileceği vurgulandı.

Şikayetçinin, zorunlu çalışma süresini doldurmadan resen atanmasının TÜİK Başkanlığı Personel Yer Değiştirme Yönetmeliği’ne aykırı olduğu belirtilen kararda, A.K. hakkında yapılan işlemlerin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonucuna varıldı.

Hakkında mobbing

-Haber İlginizi Çekebilir

İş yaşamı bizi öldürüyor mu?

Cecilia Barría BBC News Mundo ABD’deki Stanford Üniversitesi’nin İşletme Bölümü’nden Profesör Jeffrey Pfeffer, “iş yaşamı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir