GÜNÜMÜZDE namuslu ile namussuzu ayıran çizgi suçtur.
Bu çizgiyi de adalet çizer.
Ve adalet bir gün gelir herkes için lazım olur.
Ne var ki son yıllarda adalet adına yapılanlar, toplumun çoğunluğunda ciddi bir güven bunalımı yaratmıştır.
Temmuz 2009’da, dönemin Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Murat Gök’ün talimatıyla İzmir’de bir operasyon yapıldı.
Buca Kaynaklar’ın Ak Partili eski Belediye Başkanı Mustafa Karagülmez ile birlikte 35 kişi, yakalanarak gözaltına alındı.
Gazeteler günlerce manşet yaptı.
Neler neler yazılmadı ki?
Başkan Karagülmez’in de aralarında bulunduğu 17 kişi tutuklandı.
Özel Yetkili Savcı, operasyonun içine İzmir Vali Yardımcısı Halis Peker, eski Buca Kaymakamı Mehmet Taşdöğen ve eski İlçe Jandarma Komutanı Musa Sarıkaya’yı da dahil etti.
Karagülmez sözde, bir çete kurmuştu.
Bu çete iddiaya göre; ihaleye fesat karıştırma, zimmet, resmi evrakta sahtecilik, senet yağması, silah kaçakçılığı, tehdit, kamu görevini kötüye kullanma gibi suçları işlemişti.
Ve Başkan Karagülmez için aynı savcı toplam 642 yıl hapis cezası istedi.
* * *
Yıl 2011…
Belediye Başkanı Karagülmez ile 2009’daki operasyonda gözaltına alınıp tutuklanan ve suçlanan tüm sanıklar   beraat etti.
Böyle bir adalet olur mu?
Şayet bu kişiler iddia edildiği gibi suçluysa niçin ceza almadılar?
Yok suçlu değillerse, niçin gözaltına alınıp tutuklandılar?
Niçin cezaevlerinde yattılar?
Niçin iki yıldır alınlarına sürülen bu “kara leke”yle yaşadılar?
Bu olayla ilgili soruşturma devam ederken, Kaynaklar Belediyesi Hesap İşleri Müdürü Ş.E. çektiği bu sıkıntı nedeniyle cezaevinde kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
Peki, Ş.E.’nin canının bedelini kim ödeyecek?
Ailesinin acısını kim dindirecek?
* * *
Gerçek suçluyla, suçsuzu ayırt etmeden, tuttuğunuzu ve yakaladığınızı, ortada hiç bir ciddi delil olmadan duyuma ve siyasi eğilimlere bakarak “suç icat edip” yallah cezaevine tıkarsanız…
Hukuk olur size “guguk”…
Hukukun geçersiz olduğu, “guguk”un uygulandığı ülkelerde bırakın “ileri demokrasi”yi, “geri demokrasi”den bile söz edilemez.
O ülkelerdeki yönetim biçiminin adı ya “dikta” ya da “sultanlıktır…”
* * *
“Adalet bir gün gelir herkese lazım olur”, dedik ya;
Hangi kurum olursa olsun, kendisini; adaletin verdiği kararları uygulamak ve bu kararlara saygı duymak zorunda hissetmelidir.
Büyükşehir’i, belediyenin bir üst düzey bürokratı olan Genel Sekreter Yardımcısı Ferda Eser’e karşı uyguladığı “Mobbing”den dolayı kınıyorum.
Genel Sekreter Yardımcısı Eser, Başkanlık tarafından görevinden alındı.
İzmir 4. İdare Mahkemesi, “göreve” iade davası açan Eser’i haklı buldu.
Büyükşehir, Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz etti, reddedildi ve Ferda Eser eski görevine döndü.
Mahkemelerin aldığı kararlar “Türk milleti adına…” diye başlar.
Bunun anlamı; “Verilen karar değiştirilemez”, orasından burasından çekiştirilip, “kılıfına” uydurulamaz demektir.
Eser dün eline sürpriz bir yazı aldı.
Görevden alındığı süreçte oturtulduğu; Alsancak’taki Kütüphane Müdürlüğü’ne gönderildi.
Kimse kusura bakmasın ama bunun adı “Mobbing”; duygusal taciz, yıldırma, ruhsal olarak baskı altında tutmaktır.
Bu da sosyal demokrat bir Büyükşehir Belediyesi’nin ne Başkanına ne de Genel Sekreteri’ne yakışır.
Bu görevleri yapanlar şunu unutmamalıdır:
Adalet bir gün size de lazım olacaktır

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz. Daha fazla bilgi için Çerez Politikası
X