Anasayfa / Arşiv / BANKACILAR MOBBINGE MARUZ KALIRLAR MI?

BANKACILAR MOBBINGE MARUZ KALIRLAR MI?


Turgay ÖZTÜRK

Ülkemizde seçkin mesleklerden biri olarak kabul edilen bankacılık, gerçekten de övgüyü hak edecek bir düzeye ulaşmıştır. Hizmet kalitesi, geldiği teknolojik düzey, kalifiye işgücü ve karlılık ile dünyada birçok ileri ülkeden bile daha iyi seviyelerde olduğu genel kabul görmektedir.

Bankacılık bugünkü düzeyine gelene kadar birçok sıkıntılı dönemler yaşadı.1994 yılında önemli kriz atlattı ve üç banka bir gecede battı. Yüzlerce çalışan işsiz kaldı. Batan bankaların tasfiyesi büyük bankalardan bazılarına verildi. Görevlendirilen bankaların yöneticileri, tasfiye sürecinde emirleri altına giren kapanan bankaların personeline mobbingin şahını yaşattılar, kapanmış banka personeli sıfatıyla suçlu muamelesi gördüler.

Bu sıkıntılı günleri atlatan bankacılık sektörü; 2001 yılına geldiğinde 1980′ lerdeki Banker krizinden sonraki en sıkıntılı döneme girdi. Bu kez binlerce bankacı işsiz kaldı. Onlarca banka; kimi yönetim hataları, kimi patron hataları, kimi de sistemin yapılandırılmasındaki sorunlardan dolayı devrildi. Bazı gruplar kendi bünyesindeki bankaları konsolide ederken, bazı bankalara da BDDK tarafından el konuldu. Daha sonra birçok bankayı bünyesine katan gruplar iki binli yılların ikinci yarısından itibaren yabancılara satıldı. Kamu bankaları herhangi baskıya maruz kalmazken özel bankalar ya küçülme yolunu tercih ettiler, ya yabancı ortak aldılar ya da tamamen yabancılara satıldılar.

Bütün bu süreç esnasında birçok banka mensubu sıkıntılı bir döneme girdi. Mobbing uygulamaları ayyuka çıktı. Vahşi bir rekabet başladı. Rekabet bankaların getirdikleri yeniliklerden daha çok mevcut pastanın paylaşılması yarışında yaşandı. Rekabetin sonucunda fatura yine çalışan personele çıktı. Eski usul bankacılık bitti. Tecrübe ve liyakat ikinci plana düştü. Öncelikle personelin yaşı, fiziki görüntüsü ve sosyal ilişkileri daha önemli hale geldi! Bankacılık eski bilinen kariyer mesleğinden günübirlik pazarlama faaliyetlerinin ön plana çıktığı bir sektör haline dönüştü. Değişik birimlere ve şubelere yüksek hedefler verildi. Yüksek hedefi alan orta ve alt düzey yöneticiler mevcut hedefleri astlarına daha da yükselterek dağıttılar ki birim ya da şubesi verilen hedefi kolayca yakalasın. İnsanüstü çalışmalar beklendi. Bunu yaparken bir yandan da personele yüksek primler vaat edildi. Hedefi birçok mensubun yakalayamacağı baştan belli olmasına rağmen bilinçli olarak yüksek belirlendi. Sevilmeyen personelin uzaklaştırılmasını kolaylaştırmak için bazı yöneticiler ve eş düzeyde çalışanlar dayanışma haline geçerek kendi hedeflerini tutturma; diğer personeli yalnızlaştırma yoluna gittiler. Yalnızlaşan personel mobbing ile tanışmış oldu. Stresli çalışma günleri başladı. Hedefi yakalayan dayanışma içindeki personel şakalaşarak, eğlenerek, işlerini yürütmeye; hedefine ulaşamayan personeli de aşağılamaya, hakarete psikolojik tacize başladılar. Mobbinge uğrayan çalışanın verimi gittikçe düştü,”Hedefe ulaşmak için her yol mubahtır.”  edasıyla işlerini yapan zorba (mobbingci) personel, yıllardan beri birlikte çalıştıkları arkadaşlarını gözden çıkardılar. Bu durumdaki personel psikolojik sorunlar yaşamaya başladı, sağlığını kaybetti. Bir yandan verilen yüksek hedefler, bir yandan uygulanan yıldırma politikaları terfi sınavlarına girmeye hazırlanan personelin başarısız sonuçlar almalarına neden oldu. Bu da mobbingciler için bulunmaz fırsattı.

Sözüm ona başarılı personeli teşvik etmek amacı ile ve yeni ödüllendirme uygulamaları getirdiler. Çalışanlara yüksek prim ve pazarlanan her ürüne parça başı prim önerdiler. Bankalar aralarındaki rekabetin daha katısını kendi personeli arasında başlattılar. Aylık, üç aylık, yıllık gibi dönemler halinde hedefler gözden geçirildi. Hedefler zaman zaman revize edildi. Hedefi tutturan, vaat edilen prim düzeyine ulaşan personele bile farklı politikalar uygulayarak prim ödemekten kaçmanın değişik yollarını buldular. Yok efendim personel kişisel başarı elde etse de şubenin genel durumu başarısızmış, ortalama hedefler yakalanamamış ya da kendi bireysel hedefi yakalayanlar olduysa da çapraz ürünler pazarlaması düşük düzeyde kalmış, mevduat hedefleri tuttuysa da kredi hedefleri tutturulamamış, karlılık düşük kalmış vb…gibi gerekçelerle ya primler ödenmedi ya da az bir ödemeyle geçiştirildi.

Bu arada hedefini dürüstçe tutturabilen ya da üst yöneticilerine yaranmak için personeli arasında ayrımcılık yapan, küçük bir grupla dayanışma içinde birimini bir dönem için başarılı kılan yöneticiler için henüz iş bitmemişti. Hedef rakamları geçen dönemde zor bela yakalanabildiyse yeni dönemde hedefler daha da yükseltilmeli, çıta daha da yükseklere konulmalıydı. Bazen de çok başarılı yönetici ve personel mevcut başarılarını tekrarlamak için yeni birimlere veya yeni semt ya da uzak şehirlere atanmalıydı. Tanımadıkları yerlerde aynı başarıyı tekrarlamaları istenmekteydi. Üst yönetimine yaranmak, kısa süreli başarılarının kendilerinin bankada iş garantisi olarak görüp, personeline veya çalışma arkadaşına mobbing uygulayanlar kendileri de mağdur olarak mobbing ile tanışmaya başlayacaklardı.

Hakkında Turgay ÖZTÜRK

Turgay ÖZTÜRK
1965 yılında Fethiye Üzümlü’de doğdu.1982 yılında Fethiye Lisesinden,1986 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat ve İdari Bilimler Fakültesi (İzmir) İşletme Bölümünden mezun oldu.1989 yılında Dokuz Eylül Üniversitesinde İşletme Yüksek Lisans yaptı. Halen Dokuz Eylül Üniversitesinde işletme anabilim dalında Doktora yapmakta olan Turgay ÖZTÜRK 28 yıl finans sektöründe banka ve yatırım şirketlerinde Yatırım Uzmanı ve Yönetici olarak çalıştı. 2014 yerel seçimlerinde Fethiye Belediye Meclis üyeliğine seçildi.Halen Mecliste Katip Üye ile Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak görevine devam etmekte olan Turgay ÖZTÜRK evli ve iki çocuk babasıdır.

Rastgele Makale

‘Mobbing’ varsa tazminat da var…

İşyerinde, “yıldırma amaçlı psikolojik taciz” olan mobbing konusunda, son 2 yılda 6 bine yakın şikâyet …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir